🎮 Berlin Den Altın Ayı Ile Dönen Ilk Yerli Film
Antalya Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması Filmleri. Öteki Sinema 21 Eylül 2020 Festival Duyuruları. Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın katkılarıyla gerçekleşecek 57. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nin Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması jüri üyeleri ve
Almanya'nın başkenti Berlin'de düzenlenecek "71. Berlin Film Festivali"nde 15 film, "Altın Ayı" ödülü için aday gösterildi. Festivalin yöneticileri Carlo Chatrian ve Mariette Rissbeek, yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını sebebiyle internet üzerinden yaptıkları açıklamada, bu yıl Berlinale'de yarışma bölümünde yer alacak filmleri duyurdu.
Berlinden Altın Ayı ile dönen ilk yerli film; 2 grup halinde oynanan, ortadakini vurma oyunu __ Bonapart, Fransız devlet adamı; Bulmaca 3. Taş yürekli, merhameti olmayan; Osmanlı'da ruhsat karşılığı alınan vergi; Nesir; Marmaray'ın Avrupa Yakası'ndaki ilk durağı; Laf Lafı Açıyor programının sunucusu
Uluslararası Berlin Film Festivali’nden (Berlinale) ödülle dönen filmleri Türk sinemaseverler ile buluşturacak. En İyi Film'e verilen Altın Ayı'ya layık görülen ve Jafar Panahi 'nin yönettiği Taxi , taksiye binen farklı yolcularla yapılan röportajların komedi ve dram soslu çalışması ve Andrew Haigh 'ın yeni uzun
Dünyanın en prestijli festivallerinden biri olarak görülen Berlin Film Festivali'nin (Berlinale) 69.'su bu yıl 7-17 Şubat'ta düzenlenecek. Bu yıl yarışma programında 23 filme yer verilen festivalde, 17 film Altın ve Gümüş Ayı ödülleri için yarışırken, 6 film ise yarışma dışı olarak gösterilecek.
Uluslararasıprömiyerini Berlin Film Festivali'nde yapan, Antalya Altın Portakal Film Festivali'nden En İyi İlk Film, En İyi Senaryo ve En İyi Kurgu ödülleriyle dönen, 2013 yapımı
"2017 tarihli ’93 Yazı ile otobiyografik ögeler taşıyan çok beğenilen bir ilk filme imza atan Carla Simón, kendisine Altın Ayı kazandıran Alcarràs'ta bir kez daha çocukluk anılarından yola çıkıyor ve filme ismini veren Katalonya’da küçük köyde tarım yapan Solé ailesini merkeze alıyor.
İranlı yönetmen Cafer Panahi'nin "Taxi" filmi 65. Uluslararası Berlin Film Festivali’nin galibi oldu. Ödül töreninde Latin Amerika ve Doğu Avrupa sinemaları da öne çıktı.
Bu ödüllerden öne çıkanlar hiç şüphesiz; 2012 Yabancı Dilde En İyi Film Oscarı , 2011 Berlin Film Festivalinde Altın Ayı ve 2012 Altın Küre En İyi Yabancı Dilde Film Ödülüdür. Filmin Konusu. İran’da yaşayan Nader ve Simin, boşanmanın eşiğine gelmiş bir çifttir. 11 yaşında Termeh adında bir de kızları vardır.
cylMUR. Bu soru codycross bulmaca uygulamasında sorulmaktadır. "Berlin’den Altın Ayı ile dönen ilk yerli film" bulmacalarda sıklıkla karşılaşabileceğiniz bir bulmaca sorusudur. Bulmacalarda karşılaşabileceğiniz "Berlin’den Altın Ayı ile dönen ilk yerli film" sorusuna cevap olarak susuzyaz yanıtı verilebilir.
Avrupa’nın en önemli ve en köklü film festivallerinden Berlin Film Festivali, ya da kısa adıyla Berlinale, bu yıl 72. kez düzenlendi ve festivalin büyük ödülü Altın Ayı, tıpkı Avrupa’nın diğer büyük iki festivalinin sonuncularında olduğu gibi bir kadın yönetmene gitti. Bu yazıda Berlin Film Festivali ve Altın Ayı ödülü hakkında bilgilerin yanı sıra, 2022 Berlin Film Festivali’nde ödül kazananların listesini ve geçtiğimiz yıllarda Altın Ayı kazanmış filmlerden önerilerimizi bulacaksınız. Alcarràs Altın Ayı ve Berlin Film Festivali Berlin Film Festivali, kenti ayıran ikonik duvarın henüz yıkılmadığı yıllarda, 1951’de Batı Berlin’de sinemaseverlerle buluşmuş ve bugün Cannes ve Venedik Film Festivalleri’yle beraber Avrupa’nın en büyük ve köklü festivalinden biri olma özelliği taşıyor. 6-17 Haziran 1951 tarihlerinde düzenlenen 1. Berlin Film Festivali’ni Alfred Hitchcock’un “Rebecca”sı açmış. Berlin Film Festivali – BerlinaleFotoğraf Altın Ayı / Goldener Bär Günümüzde artık şubat ayında gerçekleşen ve birçok uluslararası yapımın prömiyerine ev sahipliği yapan Berlin Film Festivali’nde Altın Ayı ve Gümüş Ayı ödüllerinin dağıtıldığı ana yarışma bölümü dışında Panorama, Forum, Encounters ve Generation gibi prestijli bölümler de yer alıyor. Festivalin ana yarışmasında her yıl ustaların ve yeni keşiflerin filmleri Altın Ayı ve diğer ödüller için yarışırken, aynı zamanda Avrupa’nın genç film yıldızlarına verilen Shooting Stars Ödülü ve LGBT filmlerin değerlendirildiği Teddy Ödülü de festivalin önemli ödülleri arasında. Bugüne kadar Altın Ayı’ya uzanmış iki adet Türkiye yapımı da bulunuyor 1964’te Metin Erksan imzalı “Susuz Yaz” ve 2010’da Semih Kaplanoğlu imzalı “Bal”. 18 filmin Altın Ayı için yarıştığı 72. Berlin Film Festivali, 20 Şubat’ta sona erdi. Festivalde ödül kazanan ve muhtemelen birçoğunu önümüzdeki günlerde İstanbul Film Festivali’nde izleyeceğimiz filmlerden bazıları şunlar Carla Simón © Piero Chiussi / Berlinale 2022 Altın Ayı Alcarrás Yön Carla Simón En son Estiu 1993 / Summer 1993 ile 90’larda ve yine Katalonya kırsalında geçen bir büyüme hikayesi anlatan Carla Simón, çocuk oyuncuları yönetmedeki başarısını ve yalın sinema dilini bir kez daha öne çıkardığı Alcarrás ile, 72. Berlin Film Festivali’ndei M. Night Shyamalan’ın başkanlık ettiği jüri tarafından büyük ödül Altın Ayı ile ödüllendirildi. Film, nesiller boyu evlerinin yanı başındaki bahçelerde şeftali yetiştiren Solé ailesinin karşılaştığı zorlukları ve bu zorlukların aile içi dinamiklerine nasıl yansıdığını konu alıyor. Yıllarca evleri bildikleri ve emek verdikleri toprakların asıl sahibi olmadıkları için kapitalist düzene yenik düşmek zorunda olan ailenin nesiller arasındaki çatışmaları fakat bir yandan da her şeye karşın bir arada kalmak için dayanışmaları izlemeye değer. Film, her ailedeki gibi hüzünlü, komik, gerilimli ve sevgi dolu anları aynı potada eritiyor. Jüri Büyük Ödülü So-seol-ga-ui yeong-hwa / The Novelist’s Film Yön Hong Sang-sooGümüş Ayı Robe of Gems Yön Natalia López Gallardo En İyi Yönetmen Claire Denis Avec amour et acharnement / Both Sides of the BladeEn İyi Başrol Oyuncu Meltem Kaptan Rabiye Kurnaz gegen George W. Bush / Rabiye Kurnaz vs. George W. BushEn İyi Yardımcı Oyuncu Laura Basuki Nana Before, Now & ThenEn İyi Senaryo Laila Stieler Rabiye Kurnaz gegen George W. Bush / Rabiye Kurnaz vs. George W. BushEn İyi Sanatsal Katkı Ödülü Rithy Panh & Sarit Mang Everything Will Be OK Gelin, son yıllarda Berlin Film Festivali’nin büyük ödülü Altın Ayı’yı kazanmış filmlere göz atalım Berlin Film FestivaliAltın Ayı Ödüllü Filmler Sheytan vojud nadarad / There Is No Evil Mohammad Rasoulof, İran 2011’de Bé omid é didar / Goodbye, 2017’de Lerd / A Man of Integrity filmleriyle büyük yankı uyandıran, İran’ın yargıladığı yasaklı yönetmenlerinden olmasına rağmen üretmeye devam eden Mohammad Rasoulof’un yeni filmi Sheytan vojud nadarad / There Is No Evil, baskıcı bir rejimde bireysel özgürlük, ahlaki yozlaşma ve ölüm cezası gibi konuları işleyen bir drama. IMDb Puanı Synonymes / Synonyms Nadav Lapid, Fransa & İsrail Göç ve kimlik meseleleri üzerine bir film olan Synonyms, İsrail asıllı yönetmeni Nadav Lapidin yaşamından izler taşıyor. Filmde, hiç hazzetmediği ülkesinden Paris’e taşınan Yoav, köklerini silmek ya da unutmak, Fransız olmak, Fransız olarak hatırlanmak için elinden geleni yapıyor. IMDb Puanı Touch Me Not Adina Pintilie, Romanya Pintilie’nin deneysel, belgesel ve kurmaca arasında gidip gelen filmi, izlemesi zor olsa da insanın ufkunu açan bir deneyim fırsatı sunuyor. Mahrem ve özel gibi kavramları sorgulatan, insan cinselliği, insan bedenine dair önyargılar ve insan davranışlarını sorgulayan, oyuncularının sınırlarını kendisi de filme müdahil olarak zorlayan yönetmen, gerçekten yeni ve farklı bir sinema dili deniyor. IMDb Puanı Teströl és lélekröl / On Body and Soul Ildikó Enyedi, Macaristan Farklı hayatlar yaşayan iki mezbaha işçisi, her gece aynı rüyayı gördüklerinin farkına vardığında, aralarındaki bu özel bağın anlamını çözmeye ve rüyalarını gerçek hayatta gerçekleştirmeye çalışıyorlar. Fakat geyik suretinde oldukları söz konusu rüyalar, gerçek hayatta aynı şekilde gelişmiyor. Film, Altın Ayı ödülünün ardından, En İyi Film dahil 4 dalda Avrupa Film Ödülleri’ne aday gösterildi ve En İyi Yabancı Dilde Film dalında Macaristan’a bir Oscar adaylığı getirdi. IMDb Puanı Fuocoammare / Fire at Sea Gianfranco Rosi, İtalya Akdeniz’deki İtalyan adası Lampedusa, Avrupa’nın içinde bulunmayı sürdürdüğü göçmen krizinin kilit noktalarından biri. Adada yaşayan yerlilerin ve göçmenlerin yaşamlarına kamerasını aynı objektiflikle tutan ve büyük bir festivalde bir belgesel filmle büyük ödlülü kazanmayı başaran Gianfranco Rosi, bir önceki belgeseliyle de aynı başarıyı Venedik Film Festivali’nde yakalamıştı. Fuocoammere, Altın Ayı ödülünün ardından, En İyi Belgesel dalında Avrupa Film Ödülü’nün sahibi olurken, aynı dalda Oscar’a da aday gösterildi. IMDb Puanı İlginizi çekebilir İzlemeniz Gereken Oscar Ödüllü Belgesel Filmler Taxi Jafar Panahi, İran İran’ın yasaklı yönetmeni Jafar Panahi, sinemayla arasına yasakların girmesine tahammül edemiyor, üretmeye devam ediyor ve bir şekilde filmlerini korsan yöntemlerle izleyiciye ulaştırmayı başarıyor. Panahi bu filmini, Tahran sokaklarında taksi şoförlüğü yaparken aldığı kayıtlardan meydana getirmiş. IMDb Puanı Bai ri yan huo / Black Coal, Thin Ice Diao Yinan, Çin Ye che / Night Train ile tanınan yönetmen Diao Yinan, bu Uzakdoğu polisiyesiyle bizi bir kez daha Çin’in karanlık sokaklarına götürüyor. Eski bir polis memuru ve ortağı, kariyerlerinin sona ermesine neden olan bir dosyayı yeniden açtıklarında, benzer cinayetlerin yeniden işlenmeye başlamasıyla şoka uğruyor, kendilerini suç dünyasının ortasında buluyorlar. IMDb Puanı Pozitia copilului / Child’s Pose Calin Peter Netzer, Romanya Romen Yeni Dalgası’nın önemli yönetmenlerinden Calin Peter Netzer’in filmi, bir anne ve yetişkin olmasına rağmen onun kontrolü altında olan oğlu arasındaki güç savaşlarını konu alıyor. Oğul, ölümle sonuçlanan bir kazaya karıştıktan sonra, annesi tüm kontrolü eline almak ve oğlunun hapse girmesine yol açabilecek her pürüzü’ ortadan kaldırmak için elinden geleni yapıyor. Film, Luminita Gheorghiu’nun güçlü performansıyla dikkat çekiyor. IMDb Puanı
Kerem Akça yazdıOluşturulma Tarihi Mart 04, 2019 16247-17 Şubat 2019 tarihleri arasında düzenlenen 69. Berlin Film Festivali, “Synonymes”in zaferi ile ya 16 ana yarışma filmi arasında en öne çıkanları ve hayal kırıklığı yaratanları hangileriydi?Berlin Film Festivali, dünyanın en önemli üç film festivali arasında sayılıyor. Ama özellikle son dönemde yarışma’ açısından iz bırakamıyor. Seçkisine bakınca da yan bölümlerin Altın Ayı yarışmasından iyi olduğu, genelde Sundance’e paralel filmlerin iz bıraktığı bir şekilde noktalanıyor. Bu sene de benzer bir durum yaşandı. “Büyük Budapeşte Oteli” “The Grand Budapest Hotel”, 2014 , “Çocukluk” “Boyhood”, 2014, “Köpek Adası” “Isle of Dogs”, 2018 gibi ağırlığını hissettiren bir Amerikan filmi de yoktu bu kez…Yarışmaya Alman sinemasının değerleri’ damga vurdu. Fatih Akın’ın “The Golden Glove”un “Der Goldene Handschuh”, 2019, yönetmenin buradan zaferle ayrılan “Duvara Karşı”sından “Gegen Die Wand”, 2004 bu yana en iyi ve zinde yapıtıydı. Yarışmaya girmesi şaşırtmadı. Düzgün çekilmiş, Scorsese-Franco etkisi taşıyan ve olgun seri katil filmi, ülke tarihine de Jonas Dassler eşliğinde gerçek bir karakteri Fritz Honka’yı miras Fingscheidt’in ilk filmi “System Crasher” “Systemsprenger”, 2019, Almanya’daki devlet kurumunun arızası olarak beliren hastalıklı bir kız çocuk’un izini sürüyor. Helena Zengel’in müthiş performansından güç alan film, “Koş Lola Koş”tan “Lola Rennt”, 1998 bu yana ülkeden gördüğümüz en iddialı ve yaratıcı kurguyu barındırıyor. Her türlü dayatmaya karşı gelebilen, Almanya’nın bürokratik çürümüşlüğünü topa tutan özel bir eser. Önemli ve genç bir yeteneği duyurmasıyla da anılacaktır. Alfred Bauer Ödülü’nü sonuna kadar hak Schanelec, 25 senedir yönetmenlik yapan ama anca bu filmiyle ana yarışmaya girebilen bir isim oldu. “I Was At Home But” “Ich War Zuhause, Aber”, 2019, kaybolan çocuk’ meselesinin üzerine gitse de bunu genel plan’ ve sabit kamera’ üzerine kurulu uzun planlardan destek alan bir mesafe ile yansıttı. Arjantinli Matías Piñeiro’nun Bresson etkili Alman kardeşi gibi gözüktü. Açıkçası reji açısından bakarsak Schanelec, matematiksel başarısıyla ödül almayı hak çocuk kaybı’nı ele alan Wang Xiaoshuai ise dönemlere yayılarak Çin’in 80’lerinden bugününe uzanan bir aile tablosunu gözlemlememizi sağladı. Aynı kuşaktan Jia Zhangke’de gördüğümüz denemelerin üzerine geçmeyen “So Long, My Son” “Di Jiu Tian Chang”, 2019 aslında çok da heyecan verici’ bir şekilde noktalanmadı. Açıkçası 180 dakikalık süresi için de niye?’ dedirtti. Ama Xiaoshuai’nin sosyal gerçekçi’ arka planlı minimalist tarzı yakalamak isteyenler için ince detaylara sahipti. Ülke sinemasında onunla birlikte Altıncı Kuşak’a girdiği bilinen Wang Quan’an ise 2006’da egzotik “Tuya’nın Evliliği” “Tuya De Hun Shi” ile niye ödül aldığı çözülemedikten sonra burada olumlu açıdan ters köşe yaptı. “Öndög”, Moğol usulü bir minimalist noir’ olarak “Bir Zamanlar Anadolu’da” 2011 ile akrabalık kurarken, sinematografisiyle de büyüleyen bir film. Ama söylemini dinozorlar tarihi üzerinden egzotik bir efsaneye bağlaması ve yörenin sarhoşluğuyla yakın plana geçmesiyle kontrolden Kanadalı yönetmen Denis Côté’nin 16mm çekilmiş, anti-hayalet filmi “Ghost Town Anthology” “Répertoire Des Villes Disparues”, 2019, açıkçası alt türün unutulup gitmiş değerlerinden destek alan ilginç bir deneme. Quebec’te 215 kişinin yaşadığı ıssız bir kasabada griye bulanmış karakterlerin üzerine giderken, Carpenter’ın “Sis”i “The Fog”, 1980 gibi 35mm ile çekilmiş alt tür örneklerini akla getiriyor. Lanetli kasaba’ fonlu eski usul’ hayalet filmi, kesişen hayatlar filmi’ formülüyle de iç içe geçen kendi içinde tutarlı bir çalışma. Hans Petter Molland ve Agniezska Holland, roman uyarlaması ve gerçek hikayenin peşine düşseler de popüler sinema’ açısından izlenir işlere imza attılar. Çıtayı yüksek koymayıp ortalama’ dursalar da, ikisinin de yaratıcı kurguları takip etmeye açıktı. Özellikle Holland’ın “Mr. Jones”u 2019 aralara monte edilmiş Vertov efektleriyle görülmeye değer bir tarihi gazeteci biyografisi servis Lapid’in “Synonymes”i ve Marie Kreutzer’in “The Ground Beneath My Feet”i “Der Boden Unter Den Füßen”, 2019 sadece başrol oyuncularıyla anılacak filmlerdi. İlkinde Tom Mercier’nin Paris’te bir İsrailli’ olarak kavranış şekli hiç de yaratıcı değildi. Onun özgürlükçü bir Fransa’ya girerek, cinsel kimlik arayışını dağınık bir şekilde servis etmesi bir yana, kendi ülkesinin politikasıyla da haşır neşir olması iz bırakmadı. Açıkçası film boyunca koşturan Mercier’nin cinsellikle ilişkisi de boş bir Fransız Yeni Dalgası romantizminden ibaret. Lapid ise ikinci filminde sinemasını entelektüel görünümlü boyutsuz bir kültür farkları komedisi’ ile geriye götürmüş. “The Ground Beneath My Feet”te Marie Kreutzer’in lezbiyen erotik gerilimi’, De Palma’ya ihtiyaç duyan bir havada kalmışlıkla sarılıp Valerie Pauchner’in performansına bel bağladı. Açıkçası LGBT sineması anlamında Isabel Coixet’nin “Elisa y Marcela”sı esas iz bırakan oldu. İki başrol oyuncusu bir yana 20. yüzyılın başında yaşanan ilk lezbiyen evlilik, Medem’in “Ateşli Oda”sındaki “Habitacicon En Roma”, 2010 kadar yatak hayatındaki tutkuyu yansıtmakta becerikli ve cesurdu. Yönetmenin beklenen başarısı, Yabancı Film Oscarı'nda da bir şeyler yapabilir.“Ben Titov Veles’denim” “Jas Sum Od Titov Veles”, 2007 gibi yeni milenyumun en etkili ikinci filmlerinden birini çeken Makedon Teona Strugar Mitevska “Petrunya”, “Tepenin Ardı” ile “Abluka”yla kendi dilini oluşturan Emin Alper “Kız Kardeşler” ve vahşi çocuklar için Gomorrah’ yaratma hedefiyle kontrolden çıkan Claudio Giovannesi “Piranhas” hayal kırıklığı yarattı. Yaşlandıkta duygusallaşan Ozon ise bütün geleneklerinin dışına çıkarak hem yarışmanın hem de kendisinin en zayıf filmine imza attı “By the Grace of God” “Grace a Dieu”. ”The Golden Glove”, “System Crasher” ve “Elisa y Marcela” en iyi filmlerdi. Bu sene Berlin’den hak edilen bir kadın zaferi’ çıkabilirdi.
Bir ödül sezonunun daha sonunu getirecek olan Oscar Ödülleri'nde son düzlüğe girilirken, geride bıraktığımız altı aylık bölümde adı bir şekilde ödül sezonunda yer alan filmlerin önemli bir kısmı Şubat ayı içerisinde Türkiye'de vizyona giriyor. Bu yapımlar arasından öneri mahiyetinde seçtiğim sekiz filme bir göz atalım. 02 Şubat 2018 Kurmaca ilk uzun metraj filmi olan Lebanon ile Venedik'ten Altın Aslan dahil olmak üzere toplam üç ödülle birden dönen Samuel Maoz, Lübnan İç Savaşı'na çarpıcı bir bakış attığı ilk filminden sonra Foxtrot ile oğulları askeri görevde olan bir ailenin fertlerini odağına alıyor. Foxtrot da geçen yıl Venedik'ten Gümüş Aslan dahil toplam üç ödülle dönmüştü. In Bruges ve Seven Psychopaths filmleriyle kara mizah alt türünün yakın dönem yüz akı örneklerinden ikisine imza atan Martin McDonagh'ın üçüncü uzun metraj filmi Three Billboards Outside Ebbing, Missouri, kızını öldüren suçlunun yakalanamaması sonucu yerel kolluk kuvvetlerine adeta bireysel bir savaş açan Mildred Hayes'in hikâyesini anlatıyor. Oscar'ın iddialı filmlerinden biri olan yapım, toplamda 7 Oscar adaylığına birden uzandı. 09 Şubat 2018 Jian Liu'nun 2017 Berlin Film Festivali'nde prömiyerini gerçekleştiren animasyon filmi İyi Günler, Çin'in güneyinde yaşayan ve patronundan yüklü miktarda para çalan Xiao Zhang'ın, farklı motivasyonlarla kendisinin ve paranın peşinde olanlardan kaçma mücadelesini anlatıyor. 16 Şubat 2018 İlk olarak Toronto Uluslararası Film Festivali'nde gösterilen I, Tonya; Olimpiyat ödüllü Amerikalı buz patenci Tonya Harding ve eski eşi Jeff Gillooly'la gerçekleştirilen bir röportaj üzerinden kaleme alınarak Harding'in kariyeri ve 1994 yılında kendisinin tezgahladığı ortaya çıkarılan komplo skandalına odaklanıyor. Margot Robbie'ye En İyi Kadın Oyuncu Oscar adaylığı getiren film, geçen yılın en çok övgü toplayan yapımlarından biri olmuştu. Captain America Civil War ile Marvel Sinematik Evreni'ne giriş yapan Black Panther'ın solo filmi, Wakanda Kralı babasının ölümünden sonra tahta geçmek ve kral olarak gerçek yerini almak üzere Afrika'daki yuvasına dönen T'Challa'nın hikâyesini konu ediniyor. Filmin, geçtiğimiz günlerde ABD'de yapılan basın gösterimlerinde de övgü topladığını belirtelim. Guillermo Del Toro'nun Venedik'ten Altın Aslan ödülüyle dönen filmi The Shape of Water, Soğuk Savaş'ın iyice kızıştığı 1963 yılında Elisa'nın, çalıştığı bir devlet laboratuvarında insansı bir su yaratığının üzerinde gerçekleştirilen deneylere şahit olmasıyla yaşananları konu ediniyor. Tüm ödül sezonunun öne çıkan yapımlarından olan film, toplamda 13 dalda Oscar adaylığı kazanmayı başardı. 23 Şubat 2018 James Ivory'nin André Aciman'ın aynı isimli romanından uyarladığı, yönetmenliğini Luca Guadagnino'nun üstlendiği Call Me by Your Name, 80'lerin ilk yarısında Kuzey İtalya'da hayatları kesişen genç Elio ile babasının asistanı Oliver'ın hikâyesini anlatıyor. Birçok sinema dergisi ve eleştirmeni tarafından 2017'nin en iyi filmi olarak gösterilen yapım, Oscarlar'da 4 dalda adaylık kazandı. Starlet ve Tangerine filmleriyle Amerikan Bağımsız sinemasında kendine has bir yer edinen Sean Baker, genelde kadrajın dışında kalan hayatları odağına almaya devam ettiği The Florida Project ile bu yerini sağlamlaştırdı. Birçok önemli uluslararası festivalde gösterilen The Florida Project, Florida'da okulların tatil olduğu sıcak yaz aylarında altı yaşındaki Moonee ve arkadaşlarının yaşadıklarını anlatıyor.
berlin den altın ayı ile dönen ilk yerli film