🦎 Erkekler Mast Yaparken Kimi Düşünür

Gelelimhikayelerine. Ömer Seyfettin’in bilinen 126 hikayesi vardır. Hikayelerinden bazıları; Pembe İncili Kaftan, Diyet, Kaşağı, Başını Vermeyen Şehit, Perili Köşk, İlk Namaz, Gizli Mabed, Yüksek Ökçeler ve Primo Türk Çocuğudur. Bunlardan en bilinenlerinin özetlerini aşağıda bulabilirsiniz. Herşeye rağmen tamamen sağlıklı bir çiftin hamilelik elde etme şansı her ay yüzde 25′tir. Hamilelik ve öncesindeki dönemde çiftlerin aşırı yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmaları gerekir. Saunadan ve çok sıcak suyla banyo yapmaktan kaçınılmalıdır. Ayrıca hamilelik ve hamilelik öncesi dönemde çalışma Budurum ise gencin psikolojik destek almasını gerektirir. Çocuk ve ergenlerde davranış bozukluğu, başkalarının haklarını veya temel toplumsal kuralları ihlal eden, tekrar edici davranış modeli ile tanımlanır. Bu tutum çocukta çeşitli ortamlarda en az 12 ay boyunca sürer ve bazı davranış bozukluklarına yol açabilir. ArzuYayıntaş, Canan, Evrim Kavcar, Fulya Çetin, Nalan Yırtmaç ve Neriman Polat’ın Kayıpta Saklı başlıklı sergisi, 25 Mart Cuma günü, Karşı Sanat ’ta açılıyor. Birini yitirmenin ne demek olduğu bilmek duygusunun birleştirdiği kadın sanatçıların, hayatta kalmakla ilgili sergisi 17 Nisan’a kadar gezilebilecek. Sana matulongan Nyo po ako maliliit pa po Anak ko po kuya will Bu, onu düşündüğünüzü belli edecek özgüvene ve samimiyete sahip olduğunuz anlamına gelir. • Kadınların yumuşak ve mis kokulu elleri erkekler için vazgeçilmezler arasındadır. Ellerinizin her zaman bakımlı ve mis kokulu olmasına dikkat edin. • Bakım için tonlarca para döktüğünüzden yakınsalar bile, kadının Erkekleri kimi zaman şirin, kimi zaman seksi, kimi zaman çılgın veya uyumlu davranışlarınızla siz de büyüleyebilirsiniz ABONE OL Yaratıcı önerilerimizle içinizdeki kadını ortaya Erkeklerin İlgisini Çekmenin 5 Yolu. Kabul etmeliyiz ki erkek ruhunu anlamak biz kadınlar için her zaman karmaşık ve zor olmuştur. Bir erkeğin dikkatini çekmek için çeşitli yöntemler deneriz; saçımızla oynarız, yüksek sesle kahkahalar atarız veya dans pistinde en çok biz eğleniyormuşuz gibi davranırız. Bu yöntemlerin her erkek aldatır. çok aşık erkeğin aldatma ihtimali çok aşık kadının aldatma ihtimalinden azdır. ama aşık olmayan her erkek aldatabilir. doğrusu: her insan aldatabilir. aradaki fark ise, aldatan kadın olduğunda haberinizin olmamasıdır. her kadın aldatır. benim karakter yoksunluğum var diyemeyen de böyle diyor. peşin 5bThVU. Okurlarımdan Deniz oldukça üzgün. 2,5 yaşındaki cimcimesinin yaramazlıklarıyla nasıl başa çıkacağını bilemiyor. [Gel de bana sor. Aynısından bir tane de bizim evde var ] Minik kızın son numarası öfkelendiğinde annesine ya da babasına tokadı basmak… Deniz bu durumda nasıl davranacağını bilemiyor. İşte Deniz’in emailinden satırlar… yaşında bir kızım var. Birşeye hayır deyince ya da onun dediği şeyleri yapmayınca öfke krizine giriyor. İstediği olana kadar hiçbir sözümü dinlemiyor. Giderek daha hırçınlaşıyor. Geçen gün bana tokat atmaya çalışırken elini havada yakaladım. Bu durum beni çok üzüyor. Görümcemin de aynı yaşlarda oğlu var. Yaramazlık yapınca fazla canını yakmadan, hafiften pataklıyor. Görümcem bana “Sana vurmak istediğinde sen de ona vur. Anlasın canının acıdığını, vurmanın kötü birşey olduğunu…” diyor. Geçen gün yine koltuk tepelerinde gezince nihayet dayanamayıp ben de poposuna bir tane yapıştırdım. İnanamayan gözlerle bana baktı ve odasına kaçtı. Yarım saat ağladı. Çok üzüldüm, içim parçalandı. Vicdan azabından uyuyamadım. Ona bir kere daha vurmak istemiyorum, ama, diğer her yöntemi denedim, hiçbir şey işe yaramıyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Resmen tepemize çıktı… Ne olur bir çözüm Deniz,Emailini okurken aklıma gelen bir seri soru ve bu sorulara kendimce verdiğim yanıtlarla yazıma kararını bilinçli olarak, düşünerek verebilen var mı? Şu bir gerçek ki, dayak düşünülüp, taşınılarak, serin kanlı olarak ya da çocuğumuzu eğitmek kaygısıyla verilmiş bir karar değil. Öyleyse vay halimize… Dövme bir öfke patlaması ya da bir çaresizlik anı sonucu ortaya çocuğunu terbiye edebilen var mı? Döverek verdiğimiz gerçek mesaj nedir? Çocuk sizce yaptığının hatalı olduğunu mu düşünüyor? Kısacası sizin olmadığınız/görmediğiniz bir ortamda aynısını tekrar edecek mi? Yoksa yaptığında bir yanlış görmediği halde acı çekmekten uzaklaşmak için mi davranışını değiştiriyor?Özellikle ufak çocuklar bir müddet sonra aynı hatayı tekrar yapıyor. Çünkü yapılan kabahatle verilen ceza arasındaki neden-sonuç ilişkisini tam olarak kuramıyorlar. Ayrıca işler sarpa sardığında döverek çözüm buluyorsak çocuğumuza nasıl bir örnek oluyoruz? Dövmenin normal olduğunu mu, kabul edilebilir olduğunu mu öğretiyoruz? Böyle bir ortamda büyüyen çocuk okulda arkadaşlarına, gençlikte sevgilisine, aile sahibi olduğunda kendi çocuklarına ve eşine sizce nasıl davranacak?Az dövmek, kararında dövmek diye birşey var mı? Ufak çocukların canını yakmamak için az vuruyorsak, çocuk büyüdükçe biz de dövmenin dozunu mu artıracağız? Bu nereye varacak?Dövme çocuğumuzun yaramazlıklarına sabrımız tükendiğinde ya da başka hiçbir çözüm bulamadığımızda ortaya çıkan bir durumsa, bir başka deyişle düşünülerek verilmiş bir disiplin kararı değil, reaktif bir eylemse; dövülen çocuk bir müddet sonra aynı hatayı tekrar yapıyorsa, döverek amaçladığımız dersi bir türlü veremiyorsak; dövme çocuğumuzun canını acıtan, çocuğumuzla aramızdaki güven ilişkisini zedeleyen ve bizi kötü hissettiren bir uygulamaysa…Sahi neden dövüyoruz?Neden Dövüyoruz?Çocuğumuzu terbiye ettiğimizi düşündüğümüz için,Öfkemizi yatıştırmak için,Daha iyi bir terbiye yöntemi bulamadığımız için çaresizlikten,Başka terbiye yöntemleri uygulamaya zamanımız olmadığından zamansızlıktan,Bildiğimiz en iyi terbiye yöntemi olduğundan daha önce bize uygulanmış olduğundan yukarıdaki nedenleri dönüp bir kere daha okuyun. Yaptığı kabahat ne olursa olsun, çocuğunuz gerçekten bu nedenlerle dayak yemeyi, yani vücuduna orantısız fiziksel darbe uygulanmasını hak ediyor mu?Lütfen çocuğumu az, hafifçe, acıtmadan dövüyorum demeyin. Çünkü dozajı ne olursa olsun, siz ondan senelerce büyük, kilolarca ağır ve akıl yaşı çok daha büyük bir yetişkinsiniz. Dolayısıyla uyguladığınız ceza da DisiplinŞimdi eminim hepinizin aklında şöyle bir soru var “Neden dövdüğümüz ve neden dövmememiz gerektiği hakkında pek çok şey söyledin Tanla. Ancak hala çocuğumuz yaramazlık yaptığında ne yapacağımızı bilmiyoruz. Bize işe yarayan birşey söyle, bir taktik öner…” diyorsunuz. İşte şimdi oraya geliyorum…Birazdan yazacağım disiplin önerileri, ki bunlara kısaca pozitif disiplin diyelim, Can’ı büyütürken edindiğimiz tecrübelerden yola çıkarak geliştirdiğimiz ve eşim Kuzey ile beraber uyguladığımız taktiklerdir. Can şu anda yaklaşık 3,5 yaşında ve disiplin için dayağı hiç kullanmadık. Bu elbette Can’ın melek gibi bir çocuk olduğu ve bizim de mükemmel birer ebeveyn ya da bir aziz olduğumuz anlamına gelmiyor. Aksine Can oldukça hareketli bir çocuk. Söz dinlemediği, bizi çileden çıkardığı, saçımızı başımızı yoldurduğu günler fazlasıyla oluyor. Biz sadece anne ve babası olarak dayağı bir terbiye yöntemi olarak uygulamamayı tercih gerektiren durumlarda dövmek yerine aşağıdaki taktikleri uyguluyoruz. Yalnız özellikle belirtmek istiyorum ki bu taktikler bebekler ve anaokulu çağındaki ufak çocuklar için geçerli. Daha büyük çocuklar için farklı yöntemler uygulanabilirDikkatini Başka Yöne Çek Bebekler dahil tüm ufak çocuklarda yaramazlık baş gösterdiğinde uygulanabilecek altın kural dikkatini başka yöne çekmek. “Yapma!” demek yerine, “Gel bu oyunu oynayalım!” demek çoğunlukla işe yarıyor. Kabul ediyorum. Çocuğumuz her yaramazlık yaptığında başka bir aktiviteye yönlendirmek için zamanımız ya da sabrımız olmayabilir. Ancak yapılan yeni aktivitede çocuğumuzla saatler geçirmemiz gerekmiyor. 5-10 dakika onunla oyalansak genellikle oyuna dalmalarına yardımcı oluyor. Kısacası, yapabildiğimiz her durumda ilk taktik olarak dikkatini başka yöne çekmeyi Tanı Ufak çocuklarda hırçın ve yaramaz davranışları tetikleyen belli başlı durumlar var. Mesela Can bütün gün okulda kaldıysa eve geldiğinde çok hareketli ve yaramaz olabiliyor. Bu durumda neden söz dinlemediğini bir bilmece olarak görmek yerine çocuk bünyesini tanımak gerekiyor. Şu bir gerçek Küçük çocuklar aç ya da uykusuz olduklarında ya da gün içinde bir sebeple onunla yeterince ilgilenemediğimizde hırçınlaşıyorlar. Çaresi belli. Çocuğu yedir, uyut ya da yaptığın işi bırakarak çocukla biraz oyna. En azından yaramazlığın sebeplerinin bunlar olmadığından emin olalım. Bırak Yapsın Ufak çocukların müthiş bir enerjileri ve merak dolu bir dünyaları var. Bize tanıdık ve bildik gelen, günlük hayata dair pek çok ayrıntı onlar için keşfedilmeyi bekleyen bir macera. Şöyle bir düşünelim Çocuğumuza gün içinde kaç defa “hayır!” diyoruz ve bu “hayır”ların bir kısmı gerçekten gereksiz olabilir mi? Annem biz küçükken fazla yaramazlık yaptığımızda “Sizin suyunuz kaynadı!” derdi. Gerçekten suyu o kadar kaynatmaya gerek var mı? Çocukların da eğlenmeye hakları var. Üstelik bizim çocuklarımız eğlence açısından bizim kadar şanslı değil. Sokaklarda özgürce koşup oynamak yerine, bütün gün apartman dairelerinde tıkılıp kalıyorlar. Çocuğunuz dünyayı keşfederken oyun oynarken ona hayır diyebilmek için 3 kriteriniz olmalı… Yaptığı hareket agresif mi? başkalarına vurmak, ısırmak, tehlikeli mi? caddeye kaçmak, bıçakla oynamak, ya da uygunsuz mu? yemek tabağını devirmek, dükkanda raflardaki oyuncakların hepsini istemek Bu kriterler dışında kalan şeyleri biraz maruz görün. Bırakın mutfaktaki tencerelerle oynasın. Bırakın musluktaki su ile oynasın ve üzerini ıslatsın. Elbette bir noktada “Bu kadar ıslanmak yeter, haydi şimdi üzerimizi değişelim. Yoksa hapşuuu! diye hapşırmaya başlarsın…” diyebilirsiniz. Ama çocuksu keyfini bir süre almasına izin verin. Durumu Ortadan Kaldır Ufak çocukla yaşarken en çok ihmal edilen taktiklerden biri de yaşam alanını çocuğa göre düzenlemek. Bunun disiplinle ne ilgisi var diyeceksiniz. Ancak fazlasıyla ilgili. Günlük hayatta çocuğa yasakladığımız, hayır dediğimiz pek çok şey, aslında onun keşfetmek istediği ama kendisi için tehlikeli olan ya da bizim için özel olan eşyalarla/durumlarla ilgili. Biz ne kadar hayır desekte çocuğumuz bazı şeyleri yapmak isteyecek. O televizyon kumandası kurcalanacak. O vazoya oyuncak arabayla vurulacak. O prize çatal sokulacak. Bunlara izin veremeyeceğimiz açık. Ancak sürekli hayır deyip, sürekli alarmda, sinir harbi içinde yaşamaktansa yaşamı kendimiz için kolaylaştırmamız lazım. Kumanda yüksek bir yerde tutulabilir. O vazo, çocuk büyüyene kadar kilitli bir dolaba konabilir. Prizlere zaten mutlaka güvenlikli priz koruyucu takmamız lazım. Kısacası sürekli herşeye hayır deyip, o suları kaynatıp, sonunda çileden çıkacak hale gelmektense, “hayır!”a yol açacak durumları ortadan kaldırmak daha akıllıca… Ufak çocuğumuz varsa yaşam alanımızı gözden geçirerek potansiyel tehlike ya da üzüntü yaratacak durumları, çocuğumuz büyüyünceye kadar ortadan kaldırmamız/engellememiz gerek…Takım İşi Disiplin gerçekten takım işi. Anne, baba ve çocuğun bakımında söz sahibi olan büyükanneler, bakıcılar, öğretmenler gibi tüm yetişkinler disiplin konusunda aynı telden çalmalı. Annenin hayır dediği davranışa babanın evet demesi, evde uygulanan bir kuralın büyükannenin evinde esnemesi kadar çocuğun aklını karıştıran birşey yok… Çocuğun bakımına katılacak herkes ciddi anlamda oturarak konuşmalı, kuralları belirlemeli, benimsemeli ve uygulamalı… Bu kural genelde bilinmesine rağmen uygulanmıyor. “Ayy, anneme birşey diyemiyorum… Ben yapmıyorum ama bakıcımız yaptırıyormuş…” gibi sözleri sıklıkla duyuyorum. Anneniz, hele ki çocuğunuza bakmayı kabul eden anneniz, sizin en yakın arkadaşınızdır. Annenizle konuşun. Yaptığı farklı uygulamanın çocuğun terbiyesinde oluşturduğu etkiyi anlatın. Bakıcınızla konuşun. Davranış değişmiyorsa bakıcınızı değiştirin. Anlat Çocuğunuz biraz büyüyüp, laftan anlayacak yaşa geldiğinde bu taktiği rahatlıkla uygulayabilirsiniz. Bu taktik, çocuğumuzun istemediğimiz şekilde davranacağını tahmin ettiğimiz durumların kontrolünü önceden ele almakla ilgili. Her markete gittiğinizde çocuğunuz raflara saldırıyorsa, markete girmeden önce onunla konuşup, beklentilerini oluşturmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin biz markete girmeden önce daha arabadayken, Can’ın emniyet kemerini çözmeden önce, “Birazdan markete gidip alışveriş yapacağız. Sen de bizimle gelebilirsin. Ancak sağda solda koşmak yok. Market arabasında oturacaksın. Yaramazlık yapmak yok. Eğer yaramazlık yapacaksan istersen arabada babanla kalabilirsin. Uslu mü?” diyoruz. Sözü vermeden arabadan Hissettiğini Söyle Çocuğunuz yaramazlık yaptığında “Çok yaramazsın.” demek ya da nedensiz olarak “Yapmayacaksın, etmeyeceksin.” demek yani okları çocuğa yönlendirmek yerine, yaramazlığın sizde/başkalarında yarattığı etkiden yola çıkarak disiplini deneyebiliriz. Son dönemlerde bizim de bolca uyguladığımız bir taktik bu… “Can, lütfen piyanonun sesini çok açma, bugün çok yoruldum, başım ağrıyor.” “Legoyu duvara vurma. Alt kattaki komşular uyumak istiyormuş.” “Kafama arabanla vurunca canım acıyor.” “Duvarlarımızın kalemle çizili olduğunu görünce üzülüyorum. Haydi resim defterine çizelim.” Ufak çocuklar gerçekten sizin ve başkalarının hislerine önem veriyor, özen gösteriyor. Yeterince sakin olarak, kızmadan, bağırmadan bunu uygulayınca bir müddet sonra çocuk mesajı Duvara Gidiyorsun Yabancıların time-out dedikleri bu yöntem genelde Can çok fazla yaramazlık yaptığında başvurduğumuz son yöntem. Diğer yöntemler işe yaramazsa onu mama sandalyesine oturtup, yaptığı kabahatin büyüklüğüne göre 2-3 dakika orada bekletiyoruz. Sandaleye oturturken “Şunu yaptığın için buradasın. Yaptıklarını bir düşün.” diyoruz. Mama sandalyesi bizim oturduğumuz odada, yüzü duvara dönük olarak duruyor. Can bu durumdan pek hoşlanmıyor. Genelde önce sinirlenip, çığlık atıyor, biraz ağlıyor. Ancak sonra sakinleşiyor. 2-3 dakika sonra ona “Yaptıklarını düşündün mü? Bir daha yapacak mısın?” diye soruyoruz. Sakinleşmemişse 1-2 dakika daha oturtuyoruz. Genelde bu maksimum 5 dakikanın sonunda özür dileyerek sandalyeden iniyor. Bu süreyi 5 dakikadan fazla uzatmamakta fayda var. Duvar cezasının anlamını çocuk bir kere öğrendikten sonra kimi zaman uygulamaya bile gerek kalmıyor. “Yaptığına son vermezsen duvara gideceksin. Üçe kadar demek bile yeterli oluyor. Daha 3'e gelmeden sakinleşiveriyor. Bizim Can’a dayak yerine uyguladığımız disiplin yöntemleri işte böyle. Bu yöntemlerden bazılarının emek ve zaman istediğinin farkındayım. Ancak çocuğunuz sizin en kıymetli varlığınız. Her konuda onun için en iyisini yapmaya çalışıyorsunuz. Disiplin verirken de dayaktan daha iyisini ilk kez çocuğunuz olacaksa şanslısınız. Kendinizi baştan eğiterek dayağı disiplin uygulamalarınızın dışında tutmayı başarabilirsiniz. Çünkü dayak çığ etkisiyle büyüyor. Bir kere başlayınca sonu gelmiyor, dozajı ve sıklığı gittikçe daha önce dövdüyseniz, hemen, bugün bırakın. Kimse sizi yargılamayacak. Ebeveyn olmanın kimi zaman ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Ancak, eğer bu yazıyı okuyorsanız, birşeyleri değiştirmek istiyorsunuz demektir. Siz bilinçli bir ebeveyn olarak bundan daha iyisini yapabilirsiniz. Çocuğunuz, ne kadar yaramaz ve söz dinlemez olursa olsun, onu terbiye etmenin başka yolları bulunabilir. Unutmayın! Dayak bir mecburiyet değil, bir kalın,SevgilerTanlaDiğer yazılarım için>> Bebek ve BenTwitter>> Bebek_ve_BenPinterest>> bebekvebenKaynaklarÖnemli notlar Bu blogdaki yazılar bir anne olarak kişisel tecrübelerimden oluşmaktadır. Doktor veya tıbbi ehliyete sahip bir kişinin tavsiyesi niteliğinde değildir. Lütfen sağlık konularında karar vermeden önce araştırmalarınızı yapın, sağduyunuzu dinleyin ve doktorunuza danışın. Mastürbasyon bilimsel olarak "kişinin tatmin için cinsel organlarını el ya da başka araçlar kullanarak uyarması" diye tanımlanıyor. Mastürbasyon uzun süredir farklı toplumlarda zararlı ve gayrı ahlaki bir şey olarak görüldü. Ancak artık bunun hiç de doğru olmadığı kabul ediliyor. Erkeklerin kadınlara oranla çok daha fazla mastürbasyon yaptığı da bilimsel olarak ispatlanmış durumda. İşte Men’s Health’in derlemesiyle erkek mastürbasyonuna dair daha önce durmadığınız 10 ilginç bilgi 1- Erkek cenin, anne karnında da mastürbasyon yapar İlk mastürbasyon yaptığınız zamanı hatırlıyor musunuz? Peki ya o günü hatırlamanızın pek de mümkün olmadığını söylesek? Bu laflar İspanyol bilim insanlarından geliyor. Çünkü araştırmalara göre, erkek ceninler anne karnındayken mastürbasyon yapıyorlar. 2- Prostat kanserinden korur Harvard Üniversitesi tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, ayda 21 kereden fazla mastürbasyon yapan erkeklerde prostat kanseri riski, ayda 4-7 kere mastürbasyon yapanlara kıyasla yüzde 19- yüzde 22 arası daha düşük oluyor. 3- Tekniğinizi değiştirmeniz gerekebilir Mastürbasyonlarınız aşağı yukarı hep aynı oluyor; değil mi? Bazen porno izliyorsunuz, bazen işi hayal gücünüze bırakıyorsunuz; fakat genellikle tekniğiniz hiç değişmiyor. Aslına bakarsanız, bunun için bir terim bile var İdiyosinkratik nevi şahsına münhasır mastürbasyon. Kullanılan terim şu anlama geliyor Vücudunuz, her daim kullandığınız boşalma yöntemine öyle alışıyor ki, partnerinizle seviştiğiniz zaman bile orgazm olma konusunda zorlanabiliyorsunuz. Yani, yalnız başınıza olduğunuz zamanki gibi boşalamıyorsunuz. Eğer böyle bir sorun yaşıyorsanız, mastürbasyona biraz ara vermeyi deneyebilir ya da tekniğinizi değiştirmeyi düşünebilirsiniz. Kullandığınız tekniği partnerinize söylemek de bir diğer seçenek. Fakat aynı kusursuzlukta olmasını beklemeyin. 4- Her erkek mastürbasyon yapar diye bir şey yok 2016’da yapılan bir araştırmaya göre, heteroseksüel erkeklerin sadece yüzde 57’si düzenli olarak mastürbasyon yapıyor. Bu durumun çeşitli nedenleri var Kimi erkek, partneriyle çok seks yaptığı için mastürbasyona hayatında düzenli bir yer vermezken, bazı insanlar ise mastürbasyonu o kadar da ilginç bulmuyor. Bir kısmı ise mastürbasyon için çok az istek duyuyor. 5- Mutlu erkekler en son ne zaman mastürbasyon yaptıklarını hatırlamıyor Journal of Sexual Medicine’da yer alan bir çalışmaya göre, erkekler genel olarak mastürbasyon sıklıkları konusunu abartıyorlar. Fakat mutlu erkeklerin mastürbasyon sıklıkları ile araları o kadar da iyi değil. Daha doğrusu bu durumu çok da önemsemiyorlar. 6- Vibratörler sadece kadınlar için değil Kadın mastürbasyonu dediğimizde, aklımıza genellikle klitoral uyarılma gelir. Bazen de vibratör tabii. Fakat mastürbasyonda vibratörü sadece kadınlar kullanmıyorlar Journal of Sexual Medicine’da yer alan bir araştırmaya göre, erkeklerin yüzde mastürbasyon sırasında vibratör kullanıyor. 7- Yanlış mastürbasyon diye bir şey var Trauma and Acute Care Surgery’de yayımlanan bir çalışmaya göre, penis kırılmalarının yüzde 60’ı seks değil, mastürbasyon sırasında gerçekleşiyor. Mastürbasyonun yol açtığı tek tehlike penis kırılması da değil. Aşırı sıkmaya bağlı sorunlar, enfeksiyon ve yaralanmalar da söz konusu. 8- Mastürbasyon sırasında ereksiyon kaybı, ciddi problemlere işaret ediyor olabilir Stres, yorgunluk ya da performans endişesi gibi birçok nedene bağlı olarak sekste ereksiyon kaybı meydana gelebilir; fakat bu, apayrı bir konu. Çünkü mastürbasyon sırasında da ereksiyon kaybı yaşanabilir. Fakat bu örnekte, mesele stresten çok daha fazlasını işaret ediyor olabilir. İtalya’da yapılan bir araştırmada, erkeklerin %45’inin mastürbasyon esnasında ereksiyonlarını koruyamadıkları, bu erkeklerde ise kalp hastalıkları riskinin daha fazla olduğu ortaya konuldu. Ereksiyon bozukluklarının kardiyovasküler hastalıkların erken habercileri arasında yer aldığını hatırlatalım. 9- Her sperm aynı değil 90’lardan bu yana yapılan birçok araştırma, seks sırasında boşaltılan sperm miktarının, mastürbasyon sırasında salınandan daha fazla olduğu ortaya koyuyor. Bunun nedeni ise prostatın seks sırasında mastürbasyona kıyasla daha aktif olması. Fakat her mastürbasyonda da spermler aynı olmuyor. Evolutionary Psychological Science’da yer alan bir araştırmada, porno izleyerek mastürbasyon yapan erkeklerin, eğer o filmde daha önce hiç görmedikleri bir kadın rol alıyorsa daha fazla sperm ürettikleri; aynı filmi tekrar tekrar izledikçe de ürettikleri sperm miktarının azaldığı ortaya konuluyor. 10- Mastürbasyon insanlara özgü değil Her ne kadar araştırmalar erkeklerin kadınlara kıyasla daha fazla mastürbasyon yaptığını ortaya koysa da, erkekler bu konuda zirvede yalnız değiller. Bazı hayvanlar da genital bölgelerini diğer dışsal cisimler ile okşuyorlar. Hatta eğer yeterince esnek iseler örneğin mors gibi, kendilerine oral seks bile yapıyorlar. Muslar kendilerini ağaca sürtüyor, kirpiler çubukları tercih ediyor, sincaplar ise boşalana kadar mastürbasyon yapmakta ısrar ediyorlar. Hatta kendi spermlerini yiyorlar. Forumlar Eğlence Komik Resim / Komik Video / Komik Yazı Çok eski bir web tarayıcısı kullanıyorsunuz. Bu veya diğer siteleri görüntülemekte sorunlar yaşayabilirsiniz..Tarayıcınızı güncellemeli veya alternatif bir tarayıcı kullanmalısınız. Erkekler hep seks mi düşünür? Konuyu başlatan mperk Başlangıç tarihi 4 Aralık 2010 Bu konuyu okuyanlar 31 Katılım 23 Ocak 2008 Mesajlar 3,350 Reaksiyon puanı 56 Puanları 48 herşey daha fazla kuku için. 32 Katılım 9 Haziran 2009 Mesajlar 1,057 Reaksiyon puanı 13 Puanları 0 33 Katılım 31 Aralık 2007 Mesajlar 17,485 Reaksiyon puanı 184 Puanları 63 Hayat cinsellikten ibaret değildir... Yani mesela bazı arkadaşlarım var evlilik=cinselliktir diyorlar ama ben buna katılmiyorum benim için evlilik=sorumluluktur... Cinsellik ise evliliğin bi parçasıdır... Eğer sadece yemek içmek ve cinsel ilişki olmuş olsaydı hayvanlardan ne farkımız kalırdı öyle değilmi???... Tuttum bu yorumu 34 35 Katılım 9 Kasım 2008 Mesajlar 13,809 Reaksiyon puanı 501 Puanları 113 Yok ne derseniz deyin ben öyle darılan birisi değilim... Herkesin hayat görüşü ve anlayışı kendisine maksat muhabbet olsun... 36 Katılım 27 Ekim 2010 Mesajlar 244 Reaksiyon puanı 7 Puanları 0 kimi düşünür kimi yapar 37 Katılım 17 Ağustos 2009 Mesajlar 708 Reaksiyon puanı 4 Puanları 18 kadınlar da sürekli seks düşünür erkeklereözgü bir durum değil nu Kadınlar sürekli mi düşünür ? Sanmıyorum. Düşünür ama erkekler kadar olamaz. erkekler kendi aralarında konuşur ama kızlar pek konuşamaz. 38 Katılım 5 Ekim 2009 Mesajlar 10,275 Reaksiyon puanı 160 Puanları 0 erkekler kendi aralarında konuşur ama kızlar pek konuşamaz. Hiiiiç zannetmiyorum 39 40 Katılım 27 Temmuz 2009 Mesajlar 1,242 Reaksiyon puanı 16 Puanları 0 yapmayın yaa!! Erkeklerin cinsel isteği 3x iken bayanların ki 10x dir, evet, 10X. Bu kanıtlanmış bir şey. İsteği tutma süresi de tam tersiydi. Yanlış hatırlamıyorsam durum bu. Bilimsel olarak ispatlanmış bir şey. Kimileri bu durumu içine atar, kimileri ise isteğine karşı koyamaz 41 Katılım 5 Ekim 2009 Mesajlar 10,275 Reaksiyon puanı 160 Puanları 0 Origami aynen öyle 42 Katılım 31 Ekim 2010 Mesajlar 3,056 Reaksiyon puanı 23 Puanları 38 Konuyu başlatan 43 Katılım 25 Nisan 2010 Mesajlar 1,941 Reaksiyon puanı 53 Puanları 0 Konu git gide detaylara iniyor mrgreen 44 Katılım 31 Ekim 2010 Mesajlar 3,056 Reaksiyon puanı 23 Puanları 38 45 Katılım 5 Ekim 2009 Mesajlar 10,275 Reaksiyon puanı 160 Puanları 0 Hayat küçük ayrıntılarda gizlidir Gizli olan şeytan mıydı la ? mrgreen 46 47 Katılım 5 Ekim 2009 Mesajlar 10,275 Reaksiyon puanı 160 Puanları 0 48 Katılım 31 Ekim 2010 Mesajlar 3,056 Reaksiyon puanı 23 Puanları 38 49 Katılım 11 Haziran 2009 Mesajlar 12,009 Reaksiyon puanı 276 Puanları 0 50 Katılım 6 Ağustos 2008 Mesajlar 20,606 Reaksiyon puanı 489 Puanları 83 51 Katılım 11 Şubat 2009 Mesajlar 9,579 Reaksiyon puanı 85 Puanları 48 52 Katılım 31 Aralık 2007 Mesajlar 17,485 Reaksiyon puanı 184 Puanları 63 Sabah sabah koptum 53 Katılım 9 Ağustos 2008 Mesajlar 2,507 Reaksiyon puanı 27 Puanları 48 Erkekler de, kadınlar da seks düşünür, ama kadınlar en azından muhafazakar toplumlarda dile getiremez. Çünkü ikisi de insan. Üreme içgüdüsü doğalarında var. Ve bu içgüdülerin uygulanma yöntemi de oldukça hoş. Erkekler kadınları ayarttıklarını zannederler ama aslında ayartan kadındır. Ama benim pek anlayamadığım bir şey var. Seks yapmak neden tabudur, ayıptır? Aslında bunu tek sebebe bağlayabiliyorum, insanların üremesini biraz olsun kısıtlayabilmek. 54 Katılım 29 Mart 2008 Mesajlar 7,298 Reaksiyon puanı 62 Puanları 0 yorumlar çok güzel... kadınların erkeklerden daha fazla seks düşündüğüne inanıyorum istisnalar da vardır tabi de. ben de bir kadınım bir çok kadın arkadaşım var. tecrübeyle sabittir ki kadınlar da sürekli bunu düşünüyorlar. 55 Katılım 8 Kasım 2008 Mesajlar 13,390 Reaksiyon puanı 87 Puanları 48 56 Katılım 28 Haziran 2009 Mesajlar 4,659 Reaksiyon puanı 16 Puanları 38 ben düşünmüyorum diyen birini getirin bana varmı öyle biri ya 57 Katılım 5 Ekim 2009 Mesajlar 10,275 Reaksiyon puanı 160 Puanları 0 Konunun ipi kaçtı la 58 Katılım 11 Haziran 2009 Mesajlar 12,009 Reaksiyon puanı 276 Puanları 0 ben düşünmüyorum diyen birini getirin bana varmı öyle biri ya Ben. 59 Katılım 28 Haziran 2009 Mesajlar 4,659 Reaksiyon puanı 16 Puanları 38 hiç düşünmüyorsun yani öylemi? düşünmedin öncedende? 60 Katılım 11 Haziran 2009 Mesajlar 12,009 Reaksiyon puanı 276 Puanları 0 hiç düşünmüyorsun yani öylemi? düşünmedin öncedende? L*n manyak mıyım, niye seks düşüneyim? Senin benim her hafta vermem gereken ödevlerden ve kısa sınavlardan haberin var mı? Seksi düşünecek zaman ve mekan mı kalıyor ki? Hem düşünmekten kastınız nedir? Ben şu an seks deyince kafamda o işlem canlanıyor doğal olarak ve düşünmüş oluyorum. Ha kastınız oturup saatlerce kendimi seks yaparken hayal etmekse, hayır yapmıyorum. O kadar da hayalperest olmaya gerek yok. Canı çeken gidip yapar. Benzer konular Forumlar Eğlence Komik Resim / Komik Video / Komik Yazı GAZETE HABERTURK / HT PAZAR / ELİF KEY Dr. Haydar Dümen’i arıyorum. “Haydar Bey, gazeteci-yazar Ahmet Tulgar geçen hafta röportajında Bir erkek bir erkekle sevişmeyi merak eder’ dedi. Sizinle bunu konuşmak istiyorum” diyorum. Sanki bu kendisine teklif edilmiş gibi hiddetleniyor! “Ne münasebet canım. Evladım, bunu diyen kim? Muhatap bulamayanlar konuşuyor. Gel de bir konuşalım” diyor. Şatosunun kapısını çaldığımızda, kapıyı kitlelerin doktoru Haydar Dümen ve Arap açıyor. “Bu şaka mı” diyorum, “Ne şakası! O Arap! Arappp, hadi gel bakalım, röportaj başlıyor” diyor. Arap, ben, Dr. Haydar Dümen, dikenli bir yol olarak nitelediği eşcinsellikten giriyoruz, futboldan çıkıyoruz. Gay olunur mu, gay doğulur mu? Ne gay olunur, ne gay doğulur. Eşcinsellik, çok boyutlu bir olaydır. Ben 30 yıldır eşcinsellik üzerine bir kitap yazmayı başaramadım. Çünkü nereye el atsam elimde kalıyor. Bir sebebe dayanmıyor. Burada biyolojinin bir tuzağı var insanlara. Kuyruk sokumundan penise ve cinsel organa gelen sinirin özelliği; oradaki sürtünme tarzındaki uyarıları zevk biçiminde algılamak. Buraya gelen sinirden bir dal ayrılmış erkeklerde ve kadınlarda; anüsün üst tarafına, etrafına, bacak arasında yayılmış. Baskılardan arınmış, baskıları tolere etmiş ya da içine sindirmiş insanlarda o bölgelerin uyarıları zevk olarak algılanır. Bu eşcinsellik değildir. Bir insan hayatı boyunca kimi zaman anal zevkler yaşamış olabilir, ama hiçbir zaman eşcinsellik psikolojisi yaşamamış olabilir. Yani bir erkeği hayal etsin, onunla öpüşsün, rüyalarına girsin; bu yoktur. Eğer böyle hayalleri varsa, hiç erkek erkeğe cinsel ilişkiye girmemiş bile olsa, bu kişi ruhuyla eşcinseldir. “Doğa insanların eşcinsel olmasını istemez” diyorsunuz. Doğanın yanılma payı sıfırdır. Peki, doğa insanların eşcinsel olmasını ister mi? Asla. Neden? Doğanın bir tek kuralı var Üremek. Doğa hem istemiyor, hem yanılmıyor, peki neden o zaman zevk alan bir sinir dalı gönderdi? Bacağa bir sinir dalı gönderseydi, eşcinselin organik birleşimi biterdi. Doğa mucizeler yaratacak büyük bir mimarken neden o hatayı yaptı? Bunun bir sebebi var. DOĞA EŞCİNSELLİĞE KARŞI Doğanın bu bilgiçliği taslamasının sebebi nedir? İnsanlarda libidinal enerji var. Libidinal enerji çöktüğü zaman insanların yaşam kaynakları kuruyor. Bu teori benimdir, dünyaya duyuramayız çünkü dünya Türkiye’yi dinlemez. Nedir sizin teoriniz? Doğanın şöyle bir amacı var Penisin bir gün işlevsiz kalıp çalışmazsa senin libidinal olarak deşarjını sağlayacak ikinci bir zevk kapın duruyor; o da arkanda. Ama bu, doğanın sana “Eşcinsel ol” mesajı değildir. Doğa eşcinselliğe çok karşıdır ama ahlak anlayışı yoktur. Kadının cinsel organı için de aynı şey geçerli. Doğa, “Ben vajinayı sen zevk alasın diye yaratmadım” diyor. Seks için yaratılmadı vajina. Bir iletişim yolu, tünel. Vajina, duygusu çok yüksek bir organ değil. Orada çok duyarlı sinirler olsaydı, doğum yapılamazdı. Doğa kadına da “İkinci potansiyelin klitoris, kullanırsan deşarj olursun” diyor. Eşcinsel adamlarla evli kadınlar var, onların ruh halini nasıl açıklarsınız? Kadınlar kocalarının eşcinsel olmasına karşı. Birden dünyaları kararıyor. Bu leke, kadını yaralıyor. Çünkü erkek erkeğe eşcinsellikte cinselliğin fiziksel bir aktivitesi var. Ama kadınlar birbirine sarılıyorsa, öpüyorsa onda pek birşey aranmaz. Erkeğin eşcinselliğindeki yaralayıcı nokta, bir cinsel eylemin yaşanıyor olması. Yol değişmiş, tünel değişmiş. Erkekler için öyle değil; karısı bir kadınla kanapede uzanabilir, adam hiç oralı olmaz. Erkekler gurur meselesi yapmaz, çünkü “Kadına kadından zarar gelmez” diye düşünür. Sevişme detaylarını anlatmada, erkekler ve eşcinsel erkekler, kadınların epey önünde. Neden bu kadar detay vererek anlatıyorlar dersiniz? Yanlış yapıyorlar. Özendirici olmaya, bunu bir hastalık gibi yaymaya çalışıyorlar. Çok tehlikeli. Bunun nedeni suçluluk duygularından arınmak. Bölüşmek. İster istemez topluma karşı suçlu hissediyorlar kendilerini. BEN DEĞİL, FREUD DİYOR Lezbiyenlik ne kadar yaygın? Belli olmaz. Doğuda da çok olabilir. Eskiden Anadolu’da çok vardı. Mecburen. Düşün, sen evde yalnızsın, karşıda bir teyze var, adam da kahveden gelmiyor. Teyze geldi, ne yapacaksın? Çay ikram edeceksin. Önce “Sutyenini çok beğendim” diyecek, kumaşını bırakmayacak. Elini sıkacak biraz, bırakmayacak. Bunlar muazzam tuzaklar ama geçmişte kaldı. Gizli eşcinselliği anlamak mümkün mü? Hiçbir zaman mümkün değil. Adam palabıyık, tam erkek. Gazeteyi alır eline, bakar eşcinsel bir ilişki haberi, “Allah bunları asmalı, kesmeli” diye bağrınır. Bunu da içinden gelerek söyler. İşte o, psikiyatriye göre gizli eşcinseldir. Çünkü bu kadar reaksiyonun altında bir neden vardır. Sana ne! Niye kesiyorsun adamı? Bunlar bu tarz hareketlerle daha da maço erkek rolüne bürünür. Süper çapkınların altında da gizli eşcinsellik yatar. Ben demiyorum, Freud diyor! İbrahim Tatlıses duymasın! Aaa, ona laf ettirmem! İbrahim’in ne kadar çapkın olduğu tartışılır. O düzgün çapkınlık yapar. Kimin ayağına o kadar insan gelse, bir yere kadar dayanır. İbrahim bağlıdır ilişkilerine! Futbol gay sporu mu peki? Birbirlerinin üstüne atlıyorlar, statta kadınları pek görmek istemiyorlar... Olmaz. Hiç eşcinsellikle ilgilisi tersi, orada golün kendisi seks. Freud’un görüşüdür; kale vajina, gol ve top da penis. Gol olunca bütün stat ayağa kalkıyor. Niye? Çünkü başardı. Hakeme sinirlenince “İ..e hakem” diye bağırmak nereden çıkıyor? Ne kadar negatif kavram varsa hepsi eşcinsellikle özdeşleşmiştir. Sözünde duramayan da i..edir, iyi karar veremeyen hakem de i..edir. Bunlar toplumun deşarj mekanizmalarıdır. Siz homofobik misiniz? Niye korkayım eşcinsellerden? Çok da iyi insanlardır, onu da söyleyeyim. Erkekler başka bir erkekle sevişmeyi merak eder mi? Bunu diyen vatandaş yüz tane adama ya da bir kahveye gitse, “Ya sen bir erkekle sevişmek istiyor musun, merak ediyor musun, hayal ediyor musun” dese, yüzde 80 alacağı cevap şudur Ya suratına bir tokat yer ya da ona “Sen sapık mısın” diye saldırırlar. Geriye yüzde 20 pay bıraktınız... “Evet” cevabını yüzde 20’den de almaz. Eğer çok özel iletişim kurulmuşsa, yüzde 20’nin 10’u, “Valla zaman zaman aklıma geliyor ama nasıl bir şey bilmiyorum” der. Geri kalan yüzde 10’u “Ne diyorsun, bir fırsat olsa yapabilir miyiz acaba” der. “Hiç merak etmiyorum” diyenler dürüst mü? Etmeyenler de bastırılmış duyguları yüzünden mi yoksa homofobiklikten mi böyle diyor? Yüzde 80’i dürüst. Bastırılmış duygu diye bir şey yok. Bir yere kadar bastırılır, sonra patlak verir. Bir yerde yanyana gelmekle olur; yatılı okul gibi, askerlik gibi.. Orada ufak tefek iletişimler olabilir. Erkeklerin yüzde 10’u bile eşcinsel ilişki özlemi, merakı, düşüncesi içinde olursa, dünyanın dengesi bozulur.

erkekler mast yaparken kimi düşünür