🏆 Geometri Bilim Adamlarının Ilginç Hayat Hikayeleri
İslam Medeniyetinde matematik ve astronomi geleneği 1400’lü yıllara kadar aralıksız devam etmiştir. İslam biliminin ve Müslüman bilim adamlarının çalışmaları Avrupa’ya 11. yüzyılda ulaşmıştır. İngiliz filozof “Adelard” ve 12. yüzyılda İtalyan matematikçi “LeonardoPisano” İslam biliminin Avrupaya
Blaise Pascal. Fransız matematikçisi, fizikçisi, filozofu ve yazarı (1623-1662). Clermont-Ferrand'da, kültürlü bir yüksek kentsoylu ailede doğan Pascal çok küçük yaşta bilime merak sardı. 16 yaşındayken önemli geometri ve fizik kitapları yazdı, sonra da bir hesap makinesi icat etti. İşte bu dönemde Janseniusçuluğu
Bilim adamlarının çalışmasının temelinde kravatın ’bir geometri objesi’ olarak değerlendirmeleri yatıyordu. Biri yavaş hareketlerle kravatını bağlarken, diğeri elinde kamerayla
Fizikist. 24-12-2021 16:16. 729 kez okundu. İşte 2021'in En Havalı, Komik ve Tuhaf Bilim Hikayeleri. Tuvalet eğitimli ineklerden, xenobotlara, başka bir yıldızı yiyip sonra patlayan bir yıldıza kadar bir dizi harika keşif, yılın teknolojik ve bilimsel dönüm noktaları ve düpedüz tuhaf bilimsel başarıları oldular.
>Net FikirGeometri, Teorem İspatları, Konu Özetleri, Soru Çözümü, Sınavlar, İlahiyat, İlahiyat Ders Notları
BİLİMADAMLARI | Bilim ve Teknoloji Merkezi. İLGİNÇ BİLGİLER. Ferdinand Porsche (1875- 1951) Nicolaus Copernicus (1473 - 1543) Ömer Hayyam (1048- 1131) Amadeo Avogadro (1776 - 1856) Arşimet. Johann Gregor Mendel (1822 - 1884)
Okuyucuyu bilim adamlarının ve kimi zaman tesadüf öğesi de içeren buluşların dünyasında bir yolculuğa çıkaran kitap, artık hayatımızın ufak birer ayrıntısı haline gelmiş pek çok gelişmenin aslında nasıl bilim adamlarının inatla işlerine sarılmaları, 'tesadüfleri' değerlendirebilmeleri sayesinde ortaya
Pisagor, geometri, aritmetik, astronomi, müzik, coğrafya, tabiat bilimlerinde üstat idi. Fizik alanında ilk defa optik kurallarını koymuş, ses ve armonikleri teorilerine ilk adımı atmıştır. Buna rağmen bilim tarihçilerinin birleştikleri nokta, Pisagor’un asıl büyüklüğünün geometri alanında oluşudur.
Kayıp kıta “MU”nun Marmara ile olan ilişkisini yaptıkları astral seyahatlerden bilen kahinler, dinlerin MU denilen yerde doğduğunu, yaratılışın bu kıtada başladığını, matematik geometri ve sembolizmin bu kıta da keşfedildiğini “İlk Kıble”nin ve daha birçok kayıp yerin yine bu kıtada olduğunu defalarca
ANBBk. 12 Ünlü İş Adamının Başarı Hikayeleri ve Sırları Dünyada binlerce proje içinden sıyrılıp büyüyen proje ve girişimlerin zirveye çıkma hikâyeleri herkes tarafından merak edilmektedir. Birçok insan bu büyük ve dünyaya mal olmuş girişim ve başarı hikâyelerinin altında sihirli bir formül veya ilahi bir dokunuş olduğunu düşünür. Hiçbir başarı tesadüf değildir ve eğer fikrinizde “inanç” varsa sonuç mükemmel olacaktır. “İnanmak, başarmanın yarısıdır” sözü aslında bütün her şeyi değişen ve gelişen bilgisayar ve internet dünyasında, bu değişimlere ayak uydurmaya devam eden ve bu döneme damgasını vuran 12 kişi var. Bu 12 kişi gizli formüller kullanmak yerine yaptıkları işe karakterlerini yansıtarak başarıya ulaştılar. Kurdukları şirketlerle internet dünyasında çığır açan 12 girişimci ve onları başarıya götüren karakter özellikleri;KararlılıkSteve Jobs / Apple, NeXt, PixarJobs 2005’te Stanford Üniversitesi’nde yaptığı meşhur konuşmasında yeni mezun olacak gençlere “kararlılık” hakkında bol bol öğüt vermişti. 1980’lerde kendi kurduğu şirketi Apple’dan nasıl kovulduğunu ve yaşadıklarını şöyle özetledi; “30 yaşındaydım ve kapı dışarı edilmiştim. Endişe, bir girişimcinin hayatında olmazsa olmaz hislerden biridir, fakat kurduğum şirketin tepesindeyken alaşağı edilip şirketi başkalarının elinde görmek gibisi yok.”Yaşadığı çaresizliği “iCon” adlı kitapta intihar planları yaptığını açıklayarak dile getirmişti. Çoğu insanın vazgeçeceği noktada Steve Jobs’ın kararlılığı ortaya çıktı. O zamanlar sıradan bir şirket olan NeXt ve Pixar’ı oldukça yüksek noktalara taşıdı. Ve daha sonrada zor durumda olan Apple’ın başına geçerek şirketini zirveye oturttu. Steve Jobs’un açık formülü tam olarak “kararlılık”tı!YenilikçilikSergey Brin ve Larry Page / GoogleGoogle’ın kurucularından olan bu iki genç para peşinden koşan iş adamları değildi. Sadece iyi bir arama teknolojisi oluşturmak isteyen iki hackerdı. Yapılandırdıkları Google’ın nasıl sonuçlanacağı hakkında en ufak bir fikirleri yoktu. İçlerinde sadece yeni bir şey üretme ve üst düzey bir teknoloji geliştirme isteği vardı. 90’larda popüler olan ve ağırlığını piyasa koymuş olan Yahoo ve Lycos gibi birçok arama motoru zamanında ciddiye almadıkları Google tarafından sönük bırakıldı ve Google’ın bindiği treni çoktan kaçırdılar. İkili, Google AdWords açılana kadar yeterince para kazanamadı fakat kendilerini adadıkları amaç ve sabırla internet devriminin rol sahibi Patzer / MintBüyük koltuklar, geniş bir ofis, pahalı mobilyalar büyük bir şirketin olmazsa olmazı gibi görünebilir. kurucusu Aaron Patzer ise bu ihtişam’ efsanesini çürütmekte oldukça başarılı. Tutumlu ve sade karakterini çalışma hayatına da yansıtan Patzer, açtığı internet sitesiyle internet dünyasında bir ilki başardı. ziyaretçilerine bütçelerini denkleştirmek için çok kolay ve ucuz bir yol sundu. Patzer, 90’larda kullanıcılarını oldukça zarara uğratan benzer sitelere tutumluluk dersi verdi. 2009 kârı 170 milyon dolar olarak açıklanırken Patzer’ın tutumluluk politikası meyvesini vermiş gibi Zuckerberg / FacebookGenelde insanlar, yaptıkları girişimler başarılı olduktan sonra rahat oda ve koltuklarında yakaladıkları zaferin tadını çıkarmayı severler. Normal olarak başarıya ulaşmış çoğu projede değişiklik yapmak için genelde korkulur. Bu algının en büyük düşmanlarından birisi Mark Zuckerberg olmalı. Açıldığı günden beri sürekli değişen ve gelişen bir platform olan Facebook, hala da başarısını kat kat artırarak yoluna devam ediyor. Dünyanın en büyük firmalarından biri olan Facebook’ta kendine ait bir oda ve masası olmayan Mark’ın başarısı tesadüf Ferris / Four Hour Work WeekGirişimci Tim Ferris, Four Hour Work Week 4 Saatlik Çalışma Haftası adlı kitabıyla girişimcilere yeni bir iş kültürü aşıladı. İnsanların kişisel yaşam zamanlarını hafta sonu ve tatillerini sıkıştırmasını eleştiren Ferris, yaşamak istediğimiz yaşamı bugün yaşamak için çalışmayı öneriyor. Bu konudaki püf noktayı para kazanmak için daha mücadele, daha fazla sistemler kurmak olarak gösteren Ferris’e göre sadece istediği yaşam tarzını sürdürenler başarılı olabilir. Ferris amacı, bol boş zaman yaratıp tembellik yapmak değil, zamanı yapmak istediği şeylerle doldurmak olarak tanımlıyor. Spor aşığı olan Ferris, yaptığı tüm işlerini sporla harmanlayarak yapıyor ve oldukça başarılı olduğu kaçınılmaz bir Hurley, Steve Chen ve Jawed Karim / YouTubeBu üç kafadar, mühendislerin en ünlü tabirlerinden biri olan “KISS” keep it simple, stupid – basit olsun, salak deneyimini en iyi anlayanlardan. Sadece kendi videolarını yüklemek için oluşturdukları platform sadelik ve basit arayüz sayesinde bugün en çok tıklanan siteler haline geldi. Büyük hayaller kurmadan yola çıkan bu girişimciler, basitliğin çekiciliğinden yararlanarak bugün en çok ziyaret edilen sitelerden birini kurdular. Ve Google 2007 yılında bu sade ve basitlik için 1 Milyar ücret ödedi ve kendi bünyesine OdaklıPaul Graham / Viawebİnternette iş başarısı hakkında kitap yazabilecek biri varsa bu kişi Paul Graham'dan başkası olamaz. Graham, bugün birçok yeni kurulan internet şirketine başlangıç sermayesi sağlayan bir girişimci, Y Combinator şirketinin kurucu ortağı. 1995 yılında Viaweb'i kurduğunda tek amacı, teknolojiyle barışık olmayan girişimcilere internet üzerinde mağaza açmayı ve bu mağazayı yönetmeyi sağlayan bir servis sağlamaktı. Viaweb, başarılı servisler sağlayarak 1998'de Yahoo tarafından 45 milyon dolara satın alındı. Graham’ın deneyimlerinden çıkardığı sonuç ise "insanlara sadece istedikleri şeyleri sun ne azı ne fazlası".Tabuları YıkınNiklas Zennstrom / Kazaa, Skype, Joostİsveçli girişimci Niklas Zennstrom internet dünyasındaki kuralları tam anlamıyla tekrar yazdı ve bilinen kuralların değişmesine neden oldu. Zennstrom’un geliştiridği programlar Kazaa ve Skype internetin paylaşım boyutunu bambaşka noktalara getirdi. Kazaa programının peer to peer’ eşten eşe paylaşım sistemini kullanması kullanıcıların her türlü dosyanın paylaşımını oldukça kolaylaştırdı ve hızlandırdı. Bu durum medya tekellerini oldukça zor durumda bıraktı. Çok ucuz konuşma imkânı sağlayan Skype ise telekom devlerini köşeye sıkıştırdı. Aslında Zennstrom’um tabuları yıkarken işi çok da kolay olmadı; müzik şirketlerinin kendisine açtığı davalar nedeniyle yıllarca ABD’ye Levchin / PayPalPayPal kurulduktan çok kısa bir süre sonra başarı merdivenlerini çok hızlı tırmanıyordu. Ama sitenin başı yolsuzluklarla ciddi anlamda dertteydi. Bu durum ilk zamanlarda kâr oranlarını ciddi olarak etkilemeye başlamıştı. Levchin zor olanı seçti ve yolsuzluklara odaklandı. Şu anda Paypal online ödemelerde en güvenilir marka oldu. 2002′de eBay 1,5 milyar dolara PayPal’i satın aldı. Levchin’in verdiği mesaj “Sorun ne kadar büyük olursa olsun zaman içinde odağını kaybetmeden çözüm için çalışmak, konsantre olmak, vazgeçmemek” Bezos / gelen her türlü kitap, CD, DVD, video oyunu internet sitesinde satacağını düşündüğünde Bezos’u çoğu kişi ciddiye almamış. Hırs küpü olarak adlandırılacak olan Jeff , mega dükkan şimdiki konumunu hırsına borçlu. Kâr etmesi uzun süreler alan için her şey şu anda yolunda gibi Anderson / MySpaceSadece internet üzerinden servet edinen kişilerin başında gelen Tom iyi bir fırsatı değerlendirmişti. Birçok sosyal ağ vardı ama sadece video ve müzik paylaşım fikrini kimse öne çıkarmamıştı. Anderson bu fırsatçılığı ile sitesine 500 Milyon üye kattı. En çok müzisyenler ve müzik dinleyenler tarafından kullanılan MySpace’in yüksek kullanıcı kitlesi medya devi New Corp’ın iştahını kabartmış olacak ki 580 Milyon $’lara MySpace’i satın Wales / WikipediaPaul Graham “Önemli hedeflere ulaşmak için sarsılmaz bir özveri ve güzel bir plan gerekli” olduğunu söylerken bu sözün Wikipedia’nın babası Jimmy Wales tarafından oldukça ciddiye alınacağını düşünmemişti. Wales bir bilim adamı gibi küçük bir düşünceden büyük bir fikre giden yolu takip etti. Bu küçük iz ise esnek olma fikriydi. Wikipedia kullanıcıları sitenin kurucuları tarafından eklenen bilgilerin yanına kendi sahip olduklarını ekleyebildiklerini görünce siteye olan ilgi geometrik bir hızla artmaya başladı. Kontrollü esnekliğin gücünü kullanan Wales şu anda dünyanın en büyük online ansiklopedisinin sahibi ve birçok girişimciye esneklik konusunda yol gösteriyor.
Ünlü Matematikçiler ve hayatları. Tarihteki ünlü matematikçilerin hayatlarını, matematiğe katkılarını ve buluşlarını bu kategorimizde bulabilirsiniz.
İnsanlığın tarihi milyonlarca yıllık bir geçmişe uzanmaktadır. Tarihin çok eski dönemlerinde ağaç kovukları ve mağaralara sığınan ilk insanlar, son derece güç koşullar altında yaşıyorlardı. Bu dönemlerde iklim koşulları sertti. İnsanların yaşamlarını sürdürebilmeleri için yiyecek bulmaları ve vahşi hayvanlardan korunmaları yaptıkları aletlerle avlarını parçalıyor, avladıkları hayvanların derilerinden giysi ve barınaklar yapıyorlardı. Ateşin bulunması, insanlık tarihi için önemli bir dönüm noktasıdır. İnsanlar, ateşi kullanarak soğuğa dayanabilmiş, alevlerin aydınlık bir ortam sağlaması nedeniyle mağaralarda barınabilmiştir. Ateşi yemek pişirmek amacıyla kullanan insanlar, bu yöntemle kendilerine yeni besin kaynakları yaratmıştır. Ayrıca, ateşin aydınlatıcı işlevinden dolayı, avlanmak ve göç edebilmek için güneş ışığına bağlı kalmaktan kurtulmuşlardır. Tekerleğin bulunması da yine bu dönemlere rastlar. Taş Devrinin en belirgin simgesi olan tekerlek, insanlığı uzay çağına taşıyan buluşların başlangıcı olmuştur. Daha sonra sertleşen iklim koşullarına uyum sağlayamayan pek çok hayvan türü, yeryüzünden silindi. Kuzeyden gelen buzullar tüm dünyayı sardı. Ancak insan, zekâsı ve düşünme gücü sayesinde, bu sert iklim koşullarında bile, kendi türünü devam ettirebilmeyi başardı. İnsanın beden yetenekleri sınırlıydı. Fakat, son derece gelişmiş bir beyin gücü vardı. Bu güç iyi kullanıldığı zaman, posttan da pençeden de dişten de 4 bin yıllarında Cilâlı Taş Devri başlamıştır. Bu dönemde insanlar, taştan; balta, keser ve çapa yapmayı başarmışlardır. Cilâlı Taş Devrinin en büyük buluşu ok ve yaydır. Ok ve yayın birlikte kullanılması, insanın ilk kez birbirinden çok farklı iki aracı birleştirerek kullanmayı düşünebildiğini gösterir. Ayrıca, yine bu dönemde tarım dönemine geçilmiş ve hayvanların evcilleştirilmesine başlanmıştır. Bilimsel bulgulara göre, evcilleştirilen ilk hayvan köpektir. Daha sonra bazı madenlerin üretildiği ve işlenmeye başlandığı görülür. İnsanın görme, işitme ve konuşma gibi faaliyetleri, beyin ve sinir sistemi arasındaki doğal uyumun sonuçları olarak ortaya çıkmıştır. İnsanlar, dil yoluyla düşünce alışverişini sağlamış, gündelik yaşamda edindikleri bilgi ve deneyimleri birbirlerine anlatabilmişlerdir. Sanat, tarihin ilk dönemlerinde doğaya egemen olmanın yöntemlerinden çağlarda insanlar duygu, düşünce ve zihinsel tasarımlarını sanat yoluyla ifade etmişlerdir. Sanat, eski çağlarda dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan insanların kendilerini etkileyen olayları, yaşadıkları mağaraların duvarlarına çizmeleriyle başlamıştır. Mağara resimleri, insanlık tarihinin ilk sanat eserleri arasındadır. İnsan görünüşleri, vahşi hayvanlar ve av sahneleri gibi değişik konulardan oluşan bu resimler, o dönemlerde yaşayan insanların günlük yaşamlarında karşılaştıkları çeşitli olayları bu evrelerinde, açlık en büyük sorun olduğu için, resimlemek için seçtikleri konuların bir bölümü avladıkları hayvanlarla ilgilidir. Gerçekçi bir üslüpla betimlenen hayvan resimleri, insanlara avlayacakları hayvanlar karşısında üstünlük ve güven duygusu veriyordu. Bu dönemlerde sanat yalnızca resimle sınırlı değildi; müzik ve dans gibi ilk sanat dalları da insanların duygularını ifade etme aracı olarak kullanılıyordu. Bu dönemde sanat bir büyü aracıydı. İlk insanlar, tehlikeli ve anlaşılmaz olarak düşündükleri doğa olayları karşısında büyüden önemli bir destek ava çıkmadan önce dans ederek ya da yüzlerini boyayarak avlayacakları hayvanları etkilediklerini düşünüyorlardı. İnsanlığın gelişim düzeyi arttıkça, çeşitli konulardaki resimler kaya parçalarına, çömlek, vazo ve tabakların yüzeylerine yapılmaya başlandı. bin yıllarda, Dicle ve Fırat nehirleri arasında kalan Mezopotamya adı verilen bölgede yaşayan Sümer, Babil, Asur, Akad ve Elâm gibi devletler bilim ve sanat alanında önemli ilerlemeler en önemli olaylardan biri olan yazının bulunması, bu bölgede gerçekleşmiştir. Yazı, yaklaşık 3200 yılında Sümerler tarafından bulunmuştur. Sümerler, şekillerden oluşan çivi yazısını çamur tabletler üzerine yazıyorlardı. Gelişmiş uygarlık düzeyine sahip bir devlet olan Sümerlerde, devlet ve toplum düzeni kurallara yaşamı düzenleyen Hammurabi Yasaları bu dönemde yayınlandı. Daha sonra Fenikeliler, Sümerlerin çivi yazısından yararlanarak ilk alfabeyi oluşturdular. Bu uygarlıklar döneminde matematik ve astronomi bilimlerinde önemli gelişmeler yaşandı. Babilliler, bir dairenin çapını 360 derece olarak hesaplamışlardı. Bir yılı 4 mevsime, bir haftayı 7 güne ayıran Babilliler, gece-gündüz süresini on ikişer saat olarak hesaplamış ve bir saati 60 dakikaya, 1 dakikayı da 60 saniyeye bölmeyi başarmışlardı. Yine, Babilliler döneminde kabartma, heykel, mimari ve edebiyat alanlarında önemli eserler verilmiştir. Sümer döneminde yazılan, ancak daha sonra Babilli yazarların yeniden düzenleyerek değiştirdiği Gılgamış Destanı, evrensel edebiyatın başyapıtları ve sanat alanlarındaki gelişmeler, Mezopotamya uygarlığından sonra, doğu toplumlarının yarattığı en büyük uygarlıklardan biri olan Mısır Uygarlığı döneminde de sürmüştür. Mısırlılar, dinsel inanışları gereği ölüleri mumyalıyorlardı. Mumyalama tekniğinin geliştirilmesiyle birlikte, insan bedeni hakkında ayrıntılı bilgi sahibi olan Mısırlılar, böylece tıp biliminin de temellerini Mısır'da mimarlık büyük bir yetkinliğe sahipti. Mısır piramitleri, Mısır Uygarlığı'nın ortaya koyduğu en önemli mimari yapıtlar arasındadır. Ayrıca Mısırlılar, Hiyeroglif adını verdikleri resimli yazıyı bulmuşlardır. Bu dönemde, Mısır'da yılın belli dönemlerinde taşan Nil Nehri'nin çevresindeki tarlaların yüzey ölçümlerinin hesaplanması gerekiyordu. İşte, geometri bilimi bu hesaplamalar sonucunda Uygarlığı da Mısır, İran ve Anadolu'da yaşayan diğer uygarlıklar gibi, insanlığın ortak mirasına önemli katkılarda bulunmuştur. Güney Asya'da İndus Vadisi üzerinde yerleşen Hint Uygarlığı'nda, tarım, sulama ve hayvancılık çalışmaları oldukça gelişmişti. Pamuğu ilk kez Hintliler bulmuştur. Hint matematikçileri, insanlığa bugün de kullandığımız on tabanlı sayı sistemini sunmuşlardır. Resim ve heykel alanında önemli başarılara sahip olan eski Hintliler, edebiyat alanında da çok sayıda destan yazmışlardır. Eski Çin Uygarlığı da bilim, sanat, felsefe ve edebiyat alanlarında önemli yapıtlar ortaya koymuştur. Özellikle düşünce, edebiyat ve astronomi alanlarında dikkati çeken önemli çalışmalar doğusunda bulunan İran Uygarlığı ise, insanlık mirasına mimari, heykel ve edebiyat alanlarında başarılı örnekler sunmuştur. Satranç oyunu eski İran Uygarlığı'nda bulunmuştur. Mezopotamya, Mısır, Çin, Hint ve İran uygarlıklarındaki sanat, düşünce, edebiyat ve bilim alanlarında yapılan önemli çalışmalar, daha sonraki dönemlerde ortaya çıkan Yunan ve Roma uygarlıklarında büyük bir gelişme Batı uygarlığının temellerini eski Yunan ve Roma uygarlıkları oluşturmaktadır. Eski Yunan toplumu bilim, sanat ve felsefe alanlarında ölmez eserler bırakmıştır. Yunanca "bilgelik sevgisi" anlamına gelen felsefe, insanın kendisini, doğayı ve toplumu kavrama çabasıdır. Felsefenin yaktığı ışık, bilim tarafından izlenmiş ve araştırma etkinlikleri farklı bilim dallarının doğmasına yol sistemli felsefe çalışmaları Yunan Uygarlığı'nda başlamıştır. İyonya adı verilen bölgede Bugünkü İzmir, Aydın illeri ve Ege denizindeki adalar, doğa filozofları olarak adlandırılan bir grup filozof, evrenin bilimsel bir tablosunu ortaya koymak amacıyla, ilk kez eski Yunan uygarlığındaki dinsel görüşlerden bağımsız olarak eleştirici bir tutum ortaya koydular. Bu çalışmalar, bugünkü anlamda felsefenin başlangıcı olmuştur. Felsefenin ilk kez eski Yunan toplumunda ortaya çıkmasının en önemli nedeni; bu bölgede özgür bir düşünce ortamının bulunmasıdır. Sokrates 469-399, Plâton 427-347 ve Aristoteles 384-322, eski Yunan uygarlığının önemli filozofları alanında, eski Yunanlı düşünürlerin en parlak başarıları geometri alanında gerçekleşti. Örneğin; 525 yılında, dik üçgene ait bağıntı teoremini Pisagor 569-475 buldu. Daha sonra, Öklid 325-265, geometri biliminin temellerini attı. İlk doğa filozoflarından biri olan Thales 624-547, 28 Mayıs 585 tarihinde güneş tutulması olacağını bir yıl önceden haber vererek halk arasında büyük ün sağladı. Thales, üstün geometri bilgisi sayesinde, Mısır piramitlerinin gerçek boyutlarını gölge uzunluklarından yararlanarak söyleyebiliyor, ayrıca denizdeki bir geminin kıyıdan ne kadar uzakta olduğunu hesaplayabiliyordu. Makedonya kralı Büyük İskender'in fetihleriyle birlikte Yunan kültürü, Atina dışındaki dünyanın değişik merkezlerine taşındı. Büyük İskender'in seferleri sırasında Mısır ve Mezopotamya uygarlıklarıyla ilk kez karşılaşıldı. İskender'in yanında götürdüğü Yunanlı bilim adamları, gittikleri yerleri her açıdan inceliyor, özellikle astronomi, matematik, coğrafya ve tıp alanlarında dünyanın diğer bölgelerindeki farklı bilimsel bilgileri bir araya getirerek karşılaştırmalar yapıyordu. Bu çalışmalardan elde edilen sonuçlar, bilimsel alanda önemli değişikliklere yol açtı. Bilimde gözlem yapmanın önemi ortaya çıktı. Büyük İskender döneminde, Nil Nehri'nin Akdeniz'e döküldüğü yerde kurulan İskenderiye kenti, değişik uluslardan gelen insanların kaynaştığı bilimsel bir merkezdi. İskenderiye'de eğitim gören bilim adamlarından biri olan Arşimet 287-212, maddenin özgül ağırlığı, suyun kaldırma kuvveti ve kaldıraçlarla ilgili bilimsel ilkeleri bu dönemde ilk kez ortaya ortak mirasına yönelik katkılar Roma uygarlığı döneminde hukuk, edebiyat ve güzel sanatlar gibi alanlarda devam etmiştir. Bugünkü Batı uygarlığının temellerini oluşturan Yunan ve Roma uygarlıklarına ait bilim ve felsefe çalışmalarının önemli bir bölümü, Anadolu toprakları içerisinde gerçekleşti. Örneğin; ünlü hekim Galen, tıp biliminin temellerini Bergama'da oluşturdu. Plâton, Anadolu'nun değişik bölgelerine sayısız yolculuklar yaptı. Aristoteles, Çanakkale yakınlarındaki Assos'ta uzun süre kalarak özellikle deniz biyolojisiyle ilgili önemli bilimsel çalışmalar ortaya koydu. Ünlü filozof Diogenes, öğretisini doğup büyüdüğü yer olan Sinop'ta ortaya koyarken, atomun yapısını başarılı bir şekilde açıklayan Demokritos, yaşamını Trakya bölgesinde yılında Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasıyla, Batı Avrupa'da büyük bir karışıklık yaşanmaya başlandı. Bilimsel ve felsefi çalışmaların gerilediği bu dönem, Rönesans'ın başlangıcına kadar sürdü. Orta Çağ adı verilen bu dönemde, Hristiyanlık kilisesinin baskıları nedeniyle insanlığın ortak mirasına özgün bir katkı sağlanamamıştır. Orta Çağ, o dönemlerdeki Hristiyanlık dininin katı kurallarının egemen olduğu karanlık bir dönemdi. 1233 yılında Hristiyan din adamları, papalık tarafından kabul edilen dinsel görüşlerden farklı düşünen kişileri izlemek ve cezalandırmak amacıyla Engizisyon adı verilen bir örgüt kurdu. Engizisyon, Lâtince "soruşturma" demektir. Engizisyon tarafından sorgulanan kişilerden biri de, Padua Üniversitesinde matematik profesörü olan Galileo Galilei 1564-1642'dir. Galilei, 17. yüzyılın başlarında, kilisenin Dünya ve Güneş Sistemi hakkındaki görüşlerine karşı çıkarak Dünya'nın Güneş'in çevresinde döndüğünü ileri sürmüştü. Galilei, bilimsel dünya görüşünün önemli bir temsilcisidir. Teleskobu ilk kez kullanarak gökyüzünü gözlemlemiş ve Güneş Sistemi'nin hareket hâlinde olduğunu ortaya koymuştur. Ulaştığı bilimsel sonuçların kilisenin öğretisiyle çelişmesi üzerine, Engizisyon tarafından ömür boyu ev hapsi cezasıyla cezalandırılmıştır. Bilimsel düşünceye çok önemli katkılarda bulanan Galilei, doğruları açıklamaktan hiçbir zamana çekinmemiştir. Orta Çağ, Batı uygarlığı için hem toplumsal yaşam açısından hem de bilimsel ve teknolojik gelişmeler açısından karanlık bir dönem bu durgunluğa karşın, İslâm alemi, özellikle bilimsel açıdan altın çağını yaşıyordu. Bu dönemde, Arapça'ya Lâtince ve Yunanca'dan çok sayıda çeviri yapılmıştır. İslâm uygarlığında, dönemin bilim adamlarının yaşadığı çok sayıda çeviri merkezi bulunmaktaydı. Örneğin; Abbasi Halifesi Harun Reşit döneminde Bağdat'ta kurulan Darü'l- Hikmet Bilgelik Evi bu dönemin önemli çeviri merkezlerinden biridir. Ayrıca, Şanlı Urfa yakınlarındaki Harran kenti, kitap çevirilerinin yapıldığı başka bir merkezdi. İslâm bilim adamlarının ortaya koyduğu bilimsel çalışmaların en parlak dönemi, İslâm uygarlığının Altın Çağı olarak nitelendirilen 800-1100 yılları arasındaki döneme rastlar. Müslümanlar, yalnızca bilimsel düşünme geleneğini sürdürmekle kalmamış, bilimsel düşüncenin Avrupa'da yeniden canlanmasında başlıca etken olmuşlardır. Bu dönemde, İbni Heysem 965-1039'in fizik çalışmaları, Roger Bacon 1220-1292'ı büyük ölçüde etkilemiştir. O dönemlerde İbni Sina 980-1037, tüm bilim dallarında ün yapmış büyük bir otorite olarak kabul ediliyordu. İbni Sina'nın yazdığı "Kanun" ve "Şifa" adlı kitaplar, Orta Çağ boyunca Avrupa'daki okullarda ders kitabı olarak okutulmuştu. Harezmi 780-850, Farâbi 870-950 gibi bilim adamları tıp, matematik, geometri ve astronomi gibi bilim dallarında önemli çalışmalar yapmışlardır. Ayrıca, bir İslâm filozofu olan İbni Rüşt 1126-1198, Aristoteles'in görüşlerini Batı dünyasına tanıtmıştır. Ayrıca, matematiğin cebir dalı, İslâm bilim adamları tarafından geliştirilmiştir. İslâm bilim adamları, yalnızca bilimsel düşünme geleneğini sürdürmekle kalmamış, bilimsel düşüncenin Avrupa'da yeniden canlanmasını da yüzyılda İslâm uygarlığının bilgi birikimi Batı uygarlığına geçer. Bu dönemde Avrupa'da matbaanın bulunması, bilgilerin yayılmasını sağlamıştır. 1450-1600 yılları arasında, başta İtalya olmak üzere, Batı Avrupa ülkelerinde bilim ve sanat alanında yaşanan yenilenme hareketlerine Rönesans Yeniden Doğuş adı verilir. Modern bilimsel düşünce Rönesans Dönemi ile başlamıştır. Bu dönemde, sanat ve bilim alanında önemli gelişmeler yaşanmış, insan aklı ve duyguları ön plâna çıkmış, insanın yaşadığı dünya üzerindeki sorunları ve temel değerleri üzerinde durulmuştur. Dönemin önemli bilim adamlarından Kopernik 1473-1543, Güneş Sistemi'nin hareketini doğru olarak açıklamış, yapılan çeviri faaliyetleriyle Öklid 325-265, Aristoteles 384-322, Galen 129-199 ve Arşimed 287-212 gibi eski Yunan ve Roma döneminde yaşamış çok sayıdaki bilim adamı ve filozofun eserleri Avrupa dillerine çevrilmiştir. Rönesans döneminden itibaren insana verilen değer artarak, günümüze kadar gelmiştir. Bu dönemde yaşayan Leonardo da Vinci 1452-1519, yaptığı olağanüstü güzellikteki tablolarının yanı sıra optik, anatomi ve mekanik gibi bilimsel konularda ortaya koyduğu çalışmalarla günümüzde de göz kamaştırıcı bir değere sahiptir. Raphael 1443-1520 ve Michelangelo 1475-1564 bu dönemin diğer önemli sanatçıları yedinci yüzyılda Aydınlanma Çağı başlamıştır. Pek çok düşünür ve bilim adamının yetiştiği bu dönemde, doğa yasalarının bilimsel temelleri araştırılmıştır. Kepler 1571-1630, Güneş Sistemi ve gezegenler hakkında Kopernik'in elde ettiği sonuçları genişletti. Daha sonra bu bulgulardan yararlanan Newton 1643-1727 1685 yılında yer çekimi yasasını buldu. Bu dönemde yaşayan Torriçelli 1608-1647, hava basıncını ölçmeye yarayan barometreyi icat etti. Fırtınalı havalardan önce, barometredeki cıva düzeyinin düştüğünü fark eden Torriçelli, böylece ilk bilimsel hava tahminini de sekizinci yüzyılda bilimsel çalışmalar devam etmiştir. Bu yüzyılda, Lavoisier 1743-1794 modern kimyanın temellerini attı. 19. yüzyılda Wund 1832-1920 tarafından psikoloji, Comte 1798-1857 tarafından da sosyoloji bilimleri kuruldu. On dokuzuncu yüzyıldaki bilimsel gelişmelerin en önemli özelliklerinden birisi, bilimle teknolojinin yakınlaşmaya başlamasıdır. Özellikle bu yüzyılın ikinci yarısından sonra, bilimsel bilgi birikimi, gündelik gereksinimlerin karşılanması amacıyla teknolojinin hizmetine girmiş ve teknolojideki gelişmeler yerleşik yaşam biçimlerini değiştirmeye başlamıştır. Örneğin, elektrik konusunda yapılan araştırmalarından elde edilen sonuçlar, hemen elektrik dinamosu ve motoruna, telgrafa, telefona ve diğer aygıtlara dönüştürülmüş ve bunların yaygınlaşmasıyla insanların gündelik yaşamı yeni bir anlam kazanmaya başlamıştır. Bilim ve teknoloji alanında üretime yönelik birer atölye gibi çalışan lâboratuvarların kurulması, bu dönemin bir başka önemli gelişmesidir. Bu lâboratuvarlarda geliştirilen ürünler, fabrikalarda seri olarak üretilerek halkın kullanımına sunulmuştur. Özellikle ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya gibi ülkelerdeki endüstriyel gelişim atılımında, araştırma lâboratuvarları etkin rol dokuzuncu yüzyılda, farklı bilimsel alanlarda elde edilen bulgulara dayanarak büyük çaplı bilimsel kuramlar geliştirildi. Rudolf Clasius 1882-1888 tarafından termodinamik, James Clerk Maxwell 1831- 1879 tarafından elektromanyetizma ve Charles Darwin 1809-1882 tarafından da evrim kuramı bu yüzyılda ortaya atılmış önemli kuramlardır. Yirminci yüzyıldaki bilimsel gelişmeleri değerlendirmek, bilim tarihçileri açısından oldukça güçtür. Bunun en önemli nedeni, bilimdeki gelişmelerin henüz tamamlanmamış olması ve henüz önemi kavranamayan bazı buluşların ileride sağlayabilecekleri büyük yararlılıkları bugünden kestirmenin güç olmasıdır. Ancak 20. yüzyılda insanlığa yön veren en önemli bilimsel gelişmeler arasında; fizik alanında Max Planck 1858- 1947'ın ortaya koyduğu Kuvantum Kuramı, Albert Einstein 1879-1955 tarafından geliştirilen Görelilik Kuramı ve astrofizikteki Büyük Patlama Kuramı gösterilebilir.
Evrenin ortak dili olan matematiği ilk kim buldu, matematik biliminin icadı nasıl gelişti işte detaylar. Matematiğin icadına dair tek bir kişiden veya topluluktan bahsetmek mümkün değildir. Dünya genelinde birçok uygarlığın kullandığı bir teknik olan matematiği, her medeniyet kendi yaşam koşullarına ve hayat tarzlarına göre şekillendirdi. Matematiğin kullanımı ile alakalı en eski medeniyetler arasında Mayalar, Hintliler, Yunanlılar, İslam Medeniyetleri ve Çinliler gelmektedir. Her medeniyetin matematik formu diğer medeniyetlerde kullanılan matematiği de etkilemiştir. Kendisini geliştirerek dünya çapında yayılmaya başlanmıştır. Son olarakta bugün bildiğimiz matemetik biliminin standartlarına ulaşarak herkesin kullandığı bir bilim haline gelmiştir. Tarihte matematiksel düşünce; ölçme, borç, vergi, astronomi hesapları gibi pratik problemlere çözüm tekniklerinin getirilmesiyle başlanmıştır. Diğer bilimler ile yakın ilişkisinin olması matematiğin çok hızlı gelişmesini sağlamıştır. Hızlı gelişmesinin ardından matematiğin yanında çok sayıda yan dal meydana gelmiştir. Bu dallara örnek olarak; cebir, analiz, aritmetik hesaplar, istatistik, geometri, kümeler kuramları, sayısal çözümleme, olasılık kuramı ve trigonometridir. Antik Dönem Matematik Bilimi Nasıldı? Bu döneme ait en önemli matematik merkezlerinden olan 20002′ li yıllarda yaşamış Babil Medeniyeti olarak bilinmektedir. Babil Medeniyeti, ekonomik ve sosyal giderlerini karşılamak amacıyla denklem çözme, kök bulma, hacim ve alan gibi hesaplamalarda bulunarak matematiğin gelişmesine katkı sağlamışlardır. Astronomiye de olan ilgileri sebebiyle Trigonometri dalında da çalışmalarda bulunmuşlardır. Matemetiğe en büyük katkıları ise 60’lık sayı sistemini bulmaları ile olmuştur. Sıfır simgesinin de matematiğe katılmasıyla bugün kullandığımız onluk sayı sistemine çok benzeyen 60’lık sayı sistemi günümüzde açı ve zaman ölçümlerinde kullanılmaktadır. Eski Mısır’dan günümüze kadar ulaşmış olan iki önemli matematik belgesi; 1900 ve 1700 yılları arasına ait Golenişev papirüsü ile Rhind papirüsü dür. Bu papirüsler o dönemlerde aritmetik ders kitapları olarak anılmaktaydı. Matematik bilimi, Eski Mısır ve daha sonrasında Roma Uygarlığı’nda günlük yaşamı kolaylaştıran pratik bir araç olmaktan daha öteye gidememiştir. Yunan Uygarlığının matematiğe olan ilgisi ise 7-6. yüzyıllarda arasında Mezopotamya ve Mısır’dan gelen bilgilerin toplanması ile olmuştur. İlk sayma sayılarını bulan Yunanlılar, kendilerine ait matematik kuramlarını 5. yüzyılın ikinci yarısından sonra ortaya çıkarmışlardır. Eski Yunan matematiğinin üzerinde çalıştığı iki önemli konu olmuştur. Bunlar; konu konikler ile astronomiden kaynaklanan küresel geometri problemleridir. 4. yüzyılın sonlarına doğru matematikte ulaşılan düzeyi ve yetkinliği, Eukleides’in “Öklit” tarafından yazılan ünlü Stoikheia Elemanlar ile çıkmıştır. İslam Dünyasında Matematik Bilimi Orta Çağ’da ve Hindistan’da gelişen matematik ve diğer bilimler İslam dünyasında yeniden canlandı. Abbasi halifesi olan Mansur’un verdiği emirler doğrultusunda Yunan biliminin yapıtları sistematik bir biçimde kendi dillerine çevrildi. Hint astronomisinin de yarattığı etkiler sonucunda Bağdat ilk İslam astronomi merkezi haline geldi. Matematik ve astronominin yeniden canlanmasında en önemli etkiyi yaratan Bağdat okulundan “Cebir’in mucidi Hârizmî” olmuştur. Rakamlar ve sembollerden yararlanılıp, denklemler kurarak aritmetik işlemlerini genelleştiren matematiğin dalı cebiri, Farslı bilim adamı Hârizmî bulmuştur. Harizmi’den önce birçok uyğarlık cebiri kullanmıştır fakat günümüzde herkes tarafından kabul edilen cebir standartları Harizmi’nin icat ettiği gibidir. İslam Medeniyetinde matematik ve astronomi geleneği 1400’lü yıllara kadar aralıksız devam etmiştir. İslam biliminin ve Müslüman bilim adamlarının çalışmaları Avrupa’ya 11. yüzyılda ulaşmıştır. İngiliz filozof “Adelard” ve 12. yüzyılda İtalyan matematikçi “LeonardoPisano” İslam biliminin Avrupaya taşınmasında liderlik etmişlerdir. 12. yüzyılda Yunan matematik ve diğer bilim eserlerinin dilleri Arapça’dan Latinceye çevrilmiştir. Bu eserler Rönesans’ın matematik ve bilim açısından bir temelini oluşturmuş oldu. Matematiğin Tarihçesi 6. yüzyılda Kopernik’in astronomi ve Vesalius’un anatomi alanındaki keşifleri eski çalışmaların yanlışlarını ortaya çıkarmıştır. Matematikte yeni bir çağın habercisi olan ilk bulgular İtalya’da del Ferro, Cardano, Tartaglia ve Ferrari’nin üçüncü ve dördüncü derece denklemlere çözüm getirmeleri ile olmuştur. 16. yüzyılın sonlarında Fransa’da Viéte’nin çalışmaları ile çok hızlı gelişerek simgesel cebirin temelleri atılmış oldu. 17. yüzyılda İskoçya’da John Napier logaritmayı bulan isimdir. Ardından logaritmayı sonsuz küçükler yöntemi ile geliştirerek Cavalieri, geometriye uyarlamış oldu. 1637 senesinde Fransız filozof ve matematikçi Descartes analitik geometriyi bulmuştur. Bu buluşunun ardından Fermat’ın da katkıları ile geometri problemleri cebirsel problemlere dönüşen yeni bir araç haline gelmiştir. Matematiği sadece bir yan uğraş olarak sürdüren Fermat’nın sayılar kuramındaki teorileri ve Blaise Pascal ile birlikte ortaya çıkardığı olasılık kuramı ona en büyük amatör matematikçi unvanını kazandırmıştır. Matematikte en önemli adım; Newton ve Leibniz’in 17. yüzyılında diferansiyel ve integral hesabı bulmalarıyle olmuştur. Newton’un 1687 yılında yazdığı “Doğa Felsefesinin Matematik İlkeleri” isimli eseri gelmiş geçmiş en büyük bilimsel kitap olarak kabul edilmektedir. Temel amacı doğayı anlatmak olan Newton, Kütle çekimi yasasını ortaya çıkarmıştır. Leibniz bilgiye ve evrensel özelliklere ulaşmanın yolunu bulmak istiyordu. Leibniz’in bu isteğini geliştirmeyi tasarladığı simgesel mantık, George Boole tarafından meydana çıkabildi. Fakat onun diferansiyel yöntemi 18. ve 19. yüzyıl matematiğinin gelişmesinde en önemli etkenler arasında olmuştur. 18. yüzyıl matematiğinde en önemli isimlerin başında Leonhard Euler gelmektedir. Değişimler hesabı ve diferansiyel geometrinin kurucularından olan Euler, matematik biliminin birçok dalına önemli katkılarda bulunmuştur. 18. yüzyılın Euler dışındaki önemli matematikçileri ise Lagrange, d’Alembert, Laplace ve Gaspart Mongedir. 19. yüzyılın en büyük matematikçisi ünvanı Gaussa aittir. Matematiğin hemen her dalına önemli etkileri olmuştur. 20. yüzyılın matematiğinin öncü ismi Hilbert 1900 yılında Paris’te İkinci Uluslararası Matematik Kongresi’nde önerdiği 23 problem olmuştur. Günümüzde matematik ve diğer bilim alanlarında birçok soru ve araştırma kaynağını Hilbert’in bu problemlerinden almaktayız. Matematiğin gelişmesinde ve ilerlemesinde geçmişten günümüze birçok ismin katkısı olmuştur. Yazar Bilgi Kurdu
geometri bilim adamlarının ilginç hayat hikayeleri